Süleyman KUMAŞ
Köşe Yazarı
Süleyman KUMAŞ
 

MASALLAR ŞEHRİ PRAG

Bridge Vlatava Nehri üzerinde bir sürü köprü olduğunu biliyorum ama belki de bunlardan en önemlisi Charles Bridge Köprüsü. Çünkü bana göre bu köprü gerçekten çok emektar. Bir kentin iki yakasını bir yana getirmekle kalmayıp birçok savaş, direniş ve doğal afet görmüş ama tüm bunlara rağmen hala tarihe meydan okuyor. Bu köprü'de bulunan sağlı sollu heykeller karşıda ki manzarayla bütünleşince, ortaya akıl almaz bir manzara çıkıyor… Charles Köprüsü, araç trafiğine kapalı olduğu için rahat rahat gezip, etraftaki müzisyenleri dinleyip, sevdiklerinize ve ailenize hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer. Köprünün girişindeki kuleye çıkarak bu eşsiz güzellikte ki sanat mimarisinin ve Masal Şehri Prag'ın keyfini çıkarabilirsiniz. Charles Bridge'de yolunuz sonlanınca bu kez sizi bekleyen bir başka tarih köşesi; Prag Kalesi olacaktır. Az kalsın unutuyordum! Köprü biter bitmez dünyaca ünlü Franz Kafka Müzesi’ni görüp, burayı fotoğraflamadan dönmeyin isterim ha bilesiniz. *** Şimdi bulunduğunuz bu noktadan şehrin içine doğru nüfuz edelim ve aheste aheste, nehir yönünde elimizde ki haritanın ışığında ilerlemeye devam edelim. Ara sokakları tercih ederek yapacağımız gezintiler, bize Prag'ın  "maket şehir" olduğu hissini daha fazla yaşatacaktır. O yüzden ara sokakları asla ihmal etmemenizi öneririm. Yolumuz birazdan Prag Kalesine çıkacak… Kale'ye doğru giderken Vltava Nehri ile Eski Şehir Meydanı arasında kalan Yahudi Bölgesini göreceksiniz. Buraları ziyaret etmenizde fayda var zira eski hali ile Avrupa'da korunan en eski sinagogları burada bulunmaktadır. Sinagoglar dışında; Prag evleri, İbranice saat kuleleri ve bir Yahudi Mezarlığının bulunduğu çok özel bir bölgedir burası. Ayrıca bölgede bir de Yahudi Müzesi bulunmaktadır. Yahudi Müzesi için alacağınız bilet, bölgede ki tüm sinagoglara ve tarihi mekânlara girişinizi bedavaya getirecektir. Bu arada bir hediyelik eşya dükkânındayım şuanda, Prag Evlerini temsilen tasarlanmış çok güzel biblo evler var burada ama fiyatları 20Euro ile 50Euro arasında değişiyor. Yani 50TL’den başlayan fiyatlar aslında biraz pahalı ama evler çok şirin. Alsam mı almasam mı diye konuşurken mağazanın bir çalışanıyla sohbete başladım. Şansa bakar mısınız, o da benim gibi mimarlık fakültesi öğrencisi çıktı. Sonra ona Türkiye’yi bilip bilmediğini sordum. Bana Ankaragücü deyince şaşkınlığımı gizleyemedim. Trabzonspor’u sordum ve sadece Burak Yılmaz diyebildi. (o da zorla) Baktım ki, buralarda Burak hala biz de görünüyor, e bozmadım çocuğu öyle bilsin, belki bir gün Burak geri döner, boşuna gel git olmasın şimdi çocukta dedim. Bu arada o evi 10Euro ödeyerek aldım, merak edenler için… *** Dar sokaklardan ve yokuşlardan geçerek ulaştığım Prag Kalesi'nin girişinde (eğer şanslıysanız rastlarsınız) askerlerin nöbet devir teslim törenini göreceksiniz. Her saat başı olduğunu duyduğum (ancak emin değilim) bu töreni izleyen büyük bir turist kalabalığına rastlayabilirsiniz.  Askerler o kadar nizami bir şekilde devir teslimi yapıyor ki, inanın Prag’ı görmek kadar ilginç ve şaşırtıcı bir andır o an, umarım siz de benim kadar şanslısınızdır bu minik anekdot adına... Kalenin içine girdikten sonra, sizi bir mimari şölen bekliyor. Gotik tasarımlı bir katedral olan St. Vitus’un sizi büyülemesine izin vermelisiniz. Bu katedral, halen yapıldığı tarihteki heybetini ve gizemini koruyor. Katedralin etrafında ki küçük kiliseler, buraya ‘Şirinler Köyü’ gibi şirin bir yer olma özelliği veriyor. Bu arada bu minik kiliselerin akustiği hakikaten büyüleyiciydi, bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kaleden çıkarken Franz Kafka'nın bir dönem yaşadığı evi (No.22) mutlaka görün. Evin bulunduğu sokak tam anlamı ile bir maket sokak havasında. Giriş ücretli ancak akşam 4'ten sonra giriş ücreti alınmıyor. Yalnız 4'ten sonra tüm dükkânlar da kapanacağı için, buranın pek bir önemi kalmıyor aslında ama yine de tercih sizin. Burada tüm dükkânlar ve mağazalar erken saatlerde kapanıyor, hatta hafta sonları çalışmıyorlar bile. Bu coğrafyanın insanında biraz tembellik var desek kimse bize kızmaz herhalde… Dönüşte Charles Köprüsü'nün üzerinden de görebileceğiniz dev metronomun yakınına gidin ve ağzınızın açık kalmasına aldırış etmeden, bu muazzam manzarayı doyasıya izleyin. ltava Nehri üzerinde ki birçok köprüyü, şehrin önemli binalarını ve ismini bir türlü de öğrenemediğim o dönme dolabı muhakkak fotoğraflayın. (Profesyonel Bir Fotoğraf Makinesi ile En Az 70-300 bir Lense İhtiyacınız Olabilir) Prag’da sadece bir gün kalabildim. Ama siz eğer benim gibi günübirlik değil de birkaç günülüğüne ya da bir haftalığına falan gidecek olursanız, kesinlikle tüm müzelerini gezin derim. Prag’da düzenlenen tüm konserleri dinleyin ve o maketten sokakları bol bol fotoğraflayın. (hatta fotoğraflarınızı, sosyal medyada benimle paylaşın) Mesela Prag'da geleneksel Sanat Müzeleri dışında, İşkence Müzesi, Komünizm Müzesi gibi kolay gezilebilecek enteresan müzeler de var. Bunları gezmek de keyifli ve bilgilendirici olabiliyor. Haftaya Almanya’nın Hannover ve Hollanda’nın Amsterdam şehirlerini ziyaret ediyor olacağım… O ana kadar kendinize ve ülkeme çok ama çok iyi bakın Türkiye’mi çok özledim!  
Ekleme Tarihi: 09 Eylül 2013 - Pazartesi

MASALLAR ŞEHRİ PRAG

Bridge Vlatava Nehri üzerinde bir sürü köprü olduğunu biliyorum ama belki de bunlardan en önemlisi Charles Bridge Köprüsü. Çünkü bana göre bu köprü gerçekten çok emektar. Bir kentin iki yakasını bir yana getirmekle kalmayıp birçok savaş, direniş ve doğal afet görmüş ama tüm bunlara rağmen hala tarihe meydan okuyor. Bu köprü'de bulunan sağlı sollu heykeller karşıda ki manzarayla bütünleşince, ortaya akıl almaz bir manzara çıkıyor… Charles Köprüsü, araç trafiğine kapalı olduğu için rahat rahat gezip, etraftaki müzisyenleri dinleyip, sevdiklerinize ve ailenize hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer. Köprünün girişindeki kuleye çıkarak bu eşsiz güzellikte ki sanat mimarisinin ve Masal Şehri Prag'ın keyfini çıkarabilirsiniz.

Charles Bridge'de yolunuz sonlanınca bu kez sizi bekleyen bir başka tarih köşesi; Prag Kalesi olacaktır. Az kalsın unutuyordum! Köprü biter bitmez dünyaca ünlü Franz Kafka Müzesi’ni görüp, burayı fotoğraflamadan dönmeyin isterim ha bilesiniz.



***

Şimdi bulunduğunuz bu noktadan şehrin içine doğru nüfuz edelim ve aheste aheste, nehir yönünde elimizde ki haritanın ışığında ilerlemeye devam edelim. Ara sokakları tercih ederek yapacağımız gezintiler, bize Prag'ın  "maket şehir" olduğu hissini daha fazla yaşatacaktır. O yüzden ara sokakları asla ihmal etmemenizi öneririm.


Yolumuz birazdan Prag Kalesine çıkacak… Kale'ye doğru giderken Vltava Nehri ile Eski Şehir Meydanı arasında kalan Yahudi Bölgesini göreceksiniz. Buraları ziyaret etmenizde fayda var zira eski hali ile Avrupa'da korunan en eski sinagogları burada bulunmaktadır. Sinagoglar dışında; Prag evleri, İbranice saat kuleleri ve bir Yahudi Mezarlığının bulunduğu çok özel bir bölgedir burası. Ayrıca bölgede bir de Yahudi Müzesi bulunmaktadır. Yahudi Müzesi için alacağınız bilet, bölgede ki tüm sinagoglara ve tarihi mekânlara girişinizi bedavaya getirecektir. Bu arada bir hediyelik eşya dükkânındayım şuanda, Prag Evlerini temsilen tasarlanmış çok güzel biblo evler var burada ama fiyatları 20Euro ile 50Euro arasında değişiyor. Yani 50TL’den başlayan fiyatlar aslında biraz pahalı ama evler çok şirin. Alsam mı almasam mı diye konuşurken mağazanın bir çalışanıyla sohbete başladım. Şansa bakar mısınız, o da benim gibi mimarlık fakültesi öğrencisi çıktı. Sonra ona Türkiye’yi bilip bilmediğini sordum. Bana Ankaragücü deyince şaşkınlığımı gizleyemedim. Trabzonspor’u sordum ve sadece Burak Yılmaz diyebildi. (o da zorla) Baktım ki, buralarda Burak hala biz de görünüyor, e bozmadım çocuğu öyle bilsin, belki bir gün Burak geri döner, boşuna gel git olmasın şimdi çocukta dedim. Bu arada o evi 10Euro ödeyerek aldım, merak edenler için…

***

Dar sokaklardan ve yokuşlardan geçerek ulaştığım Prag Kalesi'nin girişinde (eğer şanslıysanız rastlarsınız) askerlerin nöbet devir teslim törenini göreceksiniz. Her saat başı olduğunu duyduğum (ancak emin değilim) bu töreni izleyen büyük bir turist kalabalığına rastlayabilirsiniz.  Askerler o kadar nizami bir şekilde devir teslimi yapıyor ki, inanın Prag’ı görmek kadar ilginç ve şaşırtıcı bir andır o an, umarım siz de benim kadar şanslısınızdır bu minik anekdot adına...

Kalenin içine girdikten sonra, sizi bir mimari şölen bekliyor. Gotik tasarımlı bir katedral olan St. Vitus’un sizi büyülemesine izin vermelisiniz. Bu katedral, halen yapıldığı tarihteki heybetini ve gizemini koruyor. Katedralin etrafında ki küçük kiliseler, buraya ‘Şirinler Köyü’ gibi şirin bir yer olma özelliği veriyor. Bu arada bu minik kiliselerin akustiği hakikaten büyüleyiciydi, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Kaleden çıkarken Franz Kafka'nın bir dönem yaşadığı evi (No.22) mutlaka görün. Evin bulunduğu sokak tam anlamı ile bir maket sokak havasında. Giriş ücretli ancak akşam 4'ten sonra giriş ücreti alınmıyor. Yalnız 4'ten sonra tüm dükkânlar da kapanacağı için, buranın pek bir önemi kalmıyor aslında ama yine de tercih sizin. Burada tüm dükkânlar ve mağazalar erken saatlerde kapanıyor, hatta hafta sonları çalışmıyorlar bile. Bu coğrafyanın insanında biraz tembellik var desek kimse bize kızmaz herhalde…


Dönüşte Charles Köprüsü'nün üzerinden de görebileceğiniz dev metronomun yakınına gidin ve ağzınızın açık kalmasına aldırış etmeden, bu muazzam manzarayı doyasıya izleyin. ltava Nehri üzerinde ki birçok köprüyü, şehrin önemli binalarını ve ismini bir türlü de öğrenemediğim o dönme dolabı muhakkak fotoğraflayın. (Profesyonel Bir Fotoğraf Makinesi ile En Az 70-300 bir Lense İhtiyacınız Olabilir)

Prag’da sadece bir gün kalabildim. Ama siz eğer benim gibi günübirlik değil de birkaç günülüğüne ya da bir haftalığına falan gidecek olursanız, kesinlikle tüm müzelerini gezin derim. Prag’da düzenlenen tüm konserleri dinleyin ve o maketten sokakları bol bol fotoğraflayın. (hatta fotoğraflarınızı, sosyal medyada benimle paylaşın) Mesela Prag'da geleneksel Sanat Müzeleri dışında, İşkence Müzesi, Komünizm Müzesi gibi kolay gezilebilecek enteresan müzeler de var. Bunları gezmek de keyifli ve bilgilendirici olabiliyor. Haftaya Almanya’nın Hannover ve Hollanda’nın Amsterdam şehirlerini ziyaret ediyor olacağım… O ana kadar kendinize ve ülkeme çok ama çok iyi bakın Türkiye’mi çok özledim!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve guncel61.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.