Süleyman KUMAŞ
Köşe Yazarı
Süleyman KUMAŞ
 

ÇİÇEKLİ BALKONLARI VE ROMANTİK KANALLARIYLA AMSTERDAM

Biz daha yoldayken, kızlı erkekli arkadaşlarımız bir şeyler konuşmaya başladılar, konuştuklarından “Red Light” diye bir şey çıkarıyorum ama anlamlandıramıyorum. Türkçesi “Kırmızı Işık” ama Amsterdam ile ilişkisi ne?  Bu geziye çıkmadan önce aldığım kapsamlı bir gezi rehberi vardı onda arıyorum yine yok… Dedim bunda da yoksa önemli bir şey değildir herhalde… Amsterdam’a indiğimizde gece yarısı saat 02.00’yi gösteriyordu. Deli gibi yağmur yağıyor ve dediler ki; koşun red light’a gidiyoruz. Dedim haydi. *** Dar sokaklarından ve kanallarının o hoş sedalı soğuk kaldırımlarından yürüyerek içinde kırmızı ışıkların yandığı ve birer metrekarelik odalara sıkıştırılmış onlarca dans eden yarı çıplak kadınlar gördük! Bu muydu dedim kilometrelerce dil döktüğünüz red light? Sonradan öğrendim ki, bu kadınlar ilişki yaşadıkları insanlardan belirli bir miktar para alıyorlar ve zaten buraları devlet tutuyormuş ve bu kadınlara kiralıyormuş. Kentin başka hiçbir yerinde fuhuş olmuyor, yani red light dışında fuhuş yasak. Ama şu anekdota da değinmeliyim ki; bu bölge Amsterdam’ın en merkezi yerinde ve bakmayın benim bilmediğime burası dünyaca ünlü bir yer imiş. Yani bizim tabirimizle şehrin göbeğinde bilindik bir yer… Bir anlamda, bu pisliği yok edemeyeceğini anlayan hükümet onları belirli bir çember içine almış ve buralara denetçiler koymuş. Her ufak odanın içinde ayrı ayrı vergi levhası var ve bu kadınlar işçi olarak ta tabir edilebiliyor. Çünkü bu kadınların her yıl, ödedikleri bir vergileri bulunmakta. İşin biraz daha detayına inince bakın nelere ulaştım; Avrupa’da, yüzlerce kız evlerinden iyi bir dans kariyeri için ayrılarak Batı Avrupa ülkelerine göç ediyorlarmış. Bunların birçoğunun sonu maalesef, Amsterdam Red Light District'te kırmızı ışıklı odaların pencerelerde vitrin malzemesi olmak oluyormuş. İşin öyküsel boyutu da var anlayacağınız… Yani burada ki o ufak odalarda, idealleri peşinden gidip böylesi bir duruma gelenler de var… Yolunuz düşerse, dünyaca ünlü olduğunu söyledikleri bu mahalleye gidin. Evet evet gidin… Ve dünya artık ne taraftan dönüyor bir de kendi gözlerinizle görün. Hayatı sadece yaşadıkları yerle sınırlayanlardansanız eğer, tabii ki olduğunuz yerde oturun boş verin(!) *** Amsterdam’da soğuk bir gecenin ortasındayız, hem acıktık hem de çok ıslandık hatta üşüdük. Eğer bir gün bir Avrupa ülkesine yolunuz düşerse, gece vakti sizi kurtaracak tek ve en ucuz mekân Mc Donald’s olacaktır bunu sakın unutmayın. Biz de öyle yaptık ve tabiri caizse daldık adından söz ettiğim mekânlardan birinin içine. Siparişlerin hazırlanmasını beklerken lavaboya gidelim dedik ama o da ne! Lavabonun önünde siyahi bir kadın var ve bizden para istiyor, yani anlayacağınız tuvaletler ücretli. İlk kez Türkiye’yi bir konuda takdir ettim o an. Avrupa’da en zor iki şey, en temel iki ihtiyaçmış onu anladım. Biri malumunuz olan, diğeri de su ihtiyacı. Neden bu kadar zor demeyin. Sadece maddi anlamda değil tabii ki, girdiğimiz pek çok tuvalette de kadın erkek ayrımı yapılmıyor. Hani Türkiye’de erkekse pipo, kadınsa topuklu ayakkabı resmi olur. Burada o yok, canın nerde isterse… Gözüne kestirdiğin kabine tıklayabilirsin… *** Hollanda’nın başkenti Amsterdam, çoğu Avrupa ülkesinin de olduğu gibi tam bir açık hava müzesi aslında... Bunlardan en meşhuru, içinde bulundurduğu 200'den fazla resim, 500 çizim ve Japon eserlerle Van Gogh Müzesidir. Yine bunların dışında klasik devlet müzesini gezebilirsiniz ama Amsterdam'ın bambaşka bir yüzü olan Jordaan’a uğramadan ayrılmayın. Çiçekli balkonları ile kanal boyunca sıralanan binalar ve kanal kenarlarında ki müzelik kafelerde tüm gece boyunca dostlarınızla renkli vakitler geçirebileceğiniz bir yerdir burası. Hatta burası için, Kanal Boyu Evleri Müzesi’de denilmektedir. Haftaya, Belçika’nın başkenti Brüksel’de olacağım şimdiden sağlıkla kalın efendim, iyi haftalar hepinize…  
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2013 - Pazar

ÇİÇEKLİ BALKONLARI VE ROMANTİK KANALLARIYLA AMSTERDAM

Biz daha yoldayken, kızlı erkekli arkadaşlarımız bir şeyler konuşmaya başladılar, konuştuklarından “Red Light” diye bir şey çıkarıyorum ama anlamlandıramıyorum. Türkçesi “Kırmızı Işık” ama Amsterdam ile ilişkisi ne?  Bu geziye çıkmadan önce aldığım kapsamlı bir gezi rehberi vardı onda arıyorum yine yok… Dedim bunda da yoksa önemli bir şey değildir herhalde… Amsterdam’a indiğimizde gece yarısı saat 02.00’yi gösteriyordu. Deli gibi yağmur yağıyor ve dediler ki; koşun red light’a gidiyoruz. Dedim haydi.

***

Dar sokaklarından ve kanallarının o hoş sedalı soğuk kaldırımlarından yürüyerek içinde kırmızı ışıkların yandığı ve birer metrekarelik odalara sıkıştırılmış onlarca dans eden yarı çıplak kadınlar gördük! Bu muydu dedim kilometrelerce dil döktüğünüz red light? Sonradan öğrendim ki, bu kadınlar ilişki yaşadıkları insanlardan belirli bir miktar para alıyorlar ve zaten buraları devlet tutuyormuş ve bu kadınlara kiralıyormuş. Kentin başka hiçbir yerinde fuhuş olmuyor, yani red light dışında fuhuş yasak. Ama şu anekdota da değinmeliyim ki; bu bölge Amsterdam’ın en merkezi yerinde ve bakmayın benim bilmediğime burası dünyaca ünlü bir yer imiş. Yani bizim tabirimizle şehrin göbeğinde bilindik bir yer… Bir anlamda, bu pisliği yok edemeyeceğini anlayan hükümet onları belirli bir çember içine almış ve buralara denetçiler koymuş. Her ufak odanın içinde ayrı ayrı vergi levhası var ve bu kadınlar işçi olarak ta tabir edilebiliyor. Çünkü bu kadınların her yıl, ödedikleri bir vergileri bulunmakta. İşin biraz daha detayına inince bakın nelere ulaştım; Avrupa’da, yüzlerce kız evlerinden iyi bir dans kariyeri için ayrılarak Batı Avrupa ülkelerine göç ediyorlarmış. Bunların birçoğunun sonu maalesef, Amsterdam Red Light District'te kırmızı ışıklı odaların pencerelerde vitrin malzemesi olmak oluyormuş. İşin öyküsel boyutu da var anlayacağınız… Yani burada ki o ufak odalarda, idealleri peşinden gidip böylesi bir duruma gelenler de var… Yolunuz düşerse, dünyaca ünlü olduğunu söyledikleri bu mahalleye gidin. Evet evet gidin… Ve dünya artık ne taraftan dönüyor bir de kendi gözlerinizle görün. Hayatı sadece yaşadıkları yerle sınırlayanlardansanız eğer, tabii ki olduğunuz yerde oturun boş verin(!)

***


Amsterdam’da soğuk bir gecenin ortasındayız, hem acıktık hem de çok ıslandık hatta üşüdük. Eğer bir gün bir Avrupa ülkesine yolunuz düşerse, gece vakti sizi kurtaracak tek ve en ucuz mekân Mc Donald’s olacaktır bunu sakın unutmayın. Biz de öyle yaptık ve tabiri caizse daldık adından söz ettiğim mekânlardan birinin içine. Siparişlerin hazırlanmasını beklerken lavaboya gidelim dedik ama o da ne! Lavabonun önünde siyahi bir kadın var ve bizden para istiyor, yani anlayacağınız tuvaletler ücretli. İlk kez Türkiye’yi bir konuda takdir ettim o an. Avrupa’da en zor iki şey, en temel iki ihtiyaçmış onu anladım. Biri malumunuz olan, diğeri de su ihtiyacı. Neden bu kadar zor demeyin. Sadece maddi anlamda değil tabii ki, girdiğimiz pek çok tuvalette de kadın erkek ayrımı yapılmıyor. Hani Türkiye’de erkekse pipo, kadınsa topuklu ayakkabı resmi olur. Burada o yok, canın nerde isterse… Gözüne kestirdiğin kabine tıklayabilirsin…

***

Hollanda’nın başkenti Amsterdam, çoğu Avrupa ülkesinin de olduğu gibi tam bir açık hava müzesi aslında... Bunlardan en meşhuru, içinde bulundurduğu 200'den fazla resim, 500 çizim ve Japon eserlerle Van Gogh Müzesidir. Yine bunların dışında klasik devlet müzesini gezebilirsiniz ama Amsterdam'ın bambaşka bir yüzü olan Jordaan’a uğramadan ayrılmayın. Çiçekli balkonları ile kanal boyunca sıralanan binalar ve kanal kenarlarında ki müzelik kafelerde tüm gece boyunca dostlarınızla renkli vakitler geçirebileceğiniz bir yerdir burası. Hatta burası için, Kanal Boyu Evleri Müzesi’de denilmektedir.

Haftaya, Belçika’nın başkenti Brüksel’de olacağım şimdiden sağlıkla kalın efendim, iyi haftalar hepinize…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve guncel61.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.