Yazı Detayı
11 Kasım 2014 - Salı 16:04
 
YOK ETTİĞİMİZ ÇEVRE’NİN DİLİ
Kubilay Kaptan
kaptankubilay@gmail.com
 
 

40                -  31 OECD ülkesinin küresel ayak izindeki payı ()

43                -  1 Amerikalının kaç Afrikalı kadar tükettiği.

2.4 milyon   - Dünya genelinde sağlıksız koşullar ve kirli su nedeniyle her yıl ölen insan sayısı.

2 milyon      - Dünya genelinde sağlıksız koşullar ve kirli su nedeniyle her yıl ölen çocuk sayısı.

99                -  Endüstrileşmiş ülkelerde hijyen standartlarına sahip nüfusun yüzdesi.

53                - Gelişmekte olan ülkelerde hijyen standartlarına sahip nüfusun yüzdesi.

800,000        - körfez savaşında Basra körfezine bilinçli akıtılan petrol miktarı. (ton ham petrol)

95                - İsveç’in geri dönüşünde kullandığı cam yüzdesi.

88                - Doğu Karadeniz ormanlarının gördüğü zararın oranı.()

39                - Türkiye’de tehdit altında bulunan ve korunması gereken canlı sayısı.

64                - Deniz kaplumbağaları için yuvalama kumsallarının ne kadarının bozulduğu. ()

134              - Türkiye’de tehlike altındaki türlerin sayısı.

4,000           - Vahşi doğada kalan kar leoparlarının sayısı.

352,000        - 2007 yılında İsviçre’de geri dönüşümde kullanılanların ağırlığı. (ton)

 

 

TÜRKİYE’DE ORMANA VE CANLIYA DAİR:

 

  • Türkiye yüzölçümünün 1/4’ü ormanlarla kaplı ama Doğu Karadeniz ormanlarının 88’i zarar görmüş durumda.
  • Son 40 yılda sulak alanların yarısı kaybedildi, çoğu habitat geri dönülemez biçimde tahrip edildi.
  • Batı Karadeniz kıyı kumullarındaki her 8 bitkiden 1’i neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya.
  • Türkiye’de tehdit altında bulunan ve korunması gereken 39 deniz canlısı bulunuyor.
  • Deniz kaplumbağaları için yaşamsal olan yuvalama kumsallarının 64’ü bozuldu.
  • Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesi’ne göre Türkiye’de tehlike altındaki türlerin sayısı 134.
  • Son 40 yılda küresel ölçekte biyolojik çeşitlilik yüzde 30 azaldı; 50 yılda karbon ayak izimiz 11 katına çıktı.
  • Kişi başına düşen ekolojik ayak izi sıralamasında Türkiye, 154 ülke arasında 63. Sırada.
  • Bir Amerikalı’nın ayak izi 43 Afrikalı’nınkine eşit.
  • 31 OECD ülkesi küresel ayak izinin yüzde 40’ını oluşturuyor.
  • Gelişmiş ülkelerin ayak izi, gelişmişlik düzeyi düşük olan ülkelerin 5 katı.
  • Tüketimimizi karşılamak için 2030’da 2 gezegene, 2050’de 2,8 gezegene ihtiyaç duyacağız. Çünkü 12 ayda tükettiğimiz kaynakları, gezegenimiz 18 ayda yenileyebiliyor.

 

 

ÇERNOBİL; DEVAM EDEN FELAKET

 

Yirmi yıl önce Pripyat’ta yaşam ürpertici bir biçimde son buldu. 26 Nisan 1986’da henüz gün ağarmadan, o dönemde nüfusu 50 bini bulan Pripyat’ın 3 kilometre kadar güneydeki Çernobil Nükleer Santralı’nın dört numaralı reaktöründe patlama oldu. Bu patlamada 2 kişi yaşamını yitirdi. Radyasyon zehirlenmesinden 28 kişi daha yaşamını yitirecek ve kısa süre içinde ölü sayısı 30’a yükselecekti. Binanın hurdaya dönen iskeleti on gün boyunca yandı ve Kuzey Ukrayna’da, Güney Belarus’ta ve Rusya’nın Bryansk bölgesinde 142.000 kilometre karelik bir alana radyasyon yaydı.  Hiroşima’da yayılan radyoaktivenin 400 kat fazlasına ulaşan radyoaktif serpinti, yaklaşık 300 bin kişinin evlerini terk etmesine neden olurken çocukları etkisi altına alan bir tiroit kanseri salgınını da tetikledi ve izleyen yıllarda sağlık ve temizlik giderleri, tazminatlar, üretkenliğin azalması gibi ekonomik kayıplar yüz milyarca dolara ulaştı.

 

Dört numaralı reaktörün radyoaktivesi son derece yüksek kalıntıları, kazadan sonra hızla inşa edilen    -ve lahit olarak adlandırılan- mezarın altında için için yanmaya devam ediyor. Beton ve çelikten yapılan ancak aradan geçen yıllarla giderek çürüyen bu yapı artık her an çökme tehlikesiyle karşı karşıya ve yenilenme çalışmaları da başlamak üzere: Lahdin üzerini geçip tümüyle kaplayacak, stadyum büyüklüğünde, kemerli bir yapı inşa edilecek. İnşaat tamamlandığında, harap olmuş reaktör göz önünden kalkacak olsa da bölgede yaşayanların akıllarından hiçbir zaman çıkmayacak. Çünkü felaket yavaş çekimde de olsa devam ediyor.

Çernobil nedeniyle on, hatta yüz binlerce insanın öleceğine dair ilk tahminlerin geçerli olmadığı ortaya çıktı. Ancak 20 yıl önce gerçekleşen genetik hasarlar olumsuz etkilerini yavaş yavaş gösteriyor. Nihai etkinin ne olacağı konusunda kimse tam olarak bir şey söylemese de, geçtiğimiz yıl yayımlanan güvenilir bir rapor Çernobil ile ucu yakılan kanser fitilinin 4,000 kişinin ölümüne neden olacağı tahminini öne sürüyor. Yine de Çernobil’in ardında bıraktığı en sinsi miras, harap olmuş evlerinden kaçanların ve radyasyonlu topraklarda yaşamlarını sürdüren birkaç milyon kişinin taşıdığı psikolojik yaralar olabilir.

Ama şimdilerde, bir dizi hastalık, felaketin ön cephesinde çalışan 240,000 kadın ve erkeği vurmaya hazırlanıyor olabilir. Japonya’da atom bombasından sağ çıkanlar arasında yaygın olarak görülen katarakt hastalığı giderek artıyor. Daha da kötüsü, Rus likidatörler üzerinde yapılan bir araştırma 1990’larda 230 “ek” ölümden –kalp hastalıkları, lösemi ve diğer kanserlere bağlı ölümler- kazayı sorumlu tutuyor.

Çernobil’den esen rüzgârların etkisi altında yaşamlarını sürdürme şanssızlığını yaşayan milyonlarca insan risk altındadır. İlk patlamayla reaktörün batısına yağan radyoaktif madde Pripyat’ı doğrudan vurmadı ama zamanla ölü ağaçların ürkütücü kırmızı iğne yaprakları nedeniyle Kızıl Orman adını alan, geniş bir bölgeye yayılmış çamları öldürdü.

 

PETROL AKINTILARI

24 Mart 1989’da, gece yarısını biraz geçe Exxon Valdez adlı tanker Alaska’da, Prens William Boğazı’ndaki Bligh kayalığı’na oturdu. Tankerden 38.800 ton ham petrol sızmış, sahilin 2.100 kilometrelik kesimi kirlenmiş, yerel balıkçılık sektörü mahvolmuş durumdaydı. İzleyen 20 yıl boyunca Exxon, temizlik ve açılan davalar için iki milyar doları aşkın para harcadı. Kaza, çevrecilerin sözbirliği yapmasında tetikleyici görevini üstlenirken, ABD ve diğer ülkeler, sularındaki nakliye gemilerini daha sıkı standartlara tabi tutmaya başladı. 2010’da Valdez gibi tek cidarlı, yani yükle denizin tek bir çelik levhayla ayrıldığı tankerlerin tasfiyesini öngören BM kararı yürürlüğe girecek. Daha iyi radarlar ve GPS’li navigasyonun yaygınlaşması gibi iyileştirilmeler de kaza sayasının azaltmasına yardımcı oldu.

Bilim insanları, her yıl okyanuslara ne kadar petrol karıştığını belirlemekte zorlanıyor. ABD Ulusal Araştırma Kurulu’nun tahminlerine göre bu miktar 1,3 milyar ton; bunun 8’i tankerlerden dökülüyor. Sızıntının belki en şaşırtıcı kaynağı, toprak ana’nın kendisi; doğal rezervlerden sızıntılar, bu miktarın 46 kadarını oluşturuyor.

Independenta’dan Bugüne Deniz Kazaları

Son 25 yılda meydana gelen deniz kazalarında 100.000 tonu aşkın tehlikeli atık çevreye yayıldı. İspanya’da bulunan bir termik santralden çıkan 2.200 ton toksit atıkla yüklü M/V Ulla gemisinin geçtiğimiz ay, 4,5 yıldır bekletildiği İskenderun Körfezi’nde batması, denizlerde meydana gelen çevre felaketleriyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Türkiye, denizlerde yaşanan çevre felaketleri açısından özellikle 25 yıldır gündemden düşmedi.

Türkiye’de çevre felaketine yol açan deniz kazaları 1979 yılında, Haydarpaşa önlerinde Independenta tankerinin bir Yunan tankeriyle çarpışmasıyla gündeme geldi. Independenta’nın taşıdığı 95.000 ton petrolün denize dökülmesi, o günden bu yana hâlâ hesaplanamayan ölçüde deniz ve çevre kirliliğine neden oldu. Son 25 yılda İstanbul Boğazı başta olmak üzere Türkiye’de meydana gelen deniz kazalarında, aralarında petrol, gazelin ve amonyak gazının da bulunduğu 100.000 tonu aşkın tehlikeli atık çevreye yayıldı. Son olarak Eylül 2004’te İskenderun’da batan M/V Ulla gemisi ise suda kolaylıkla çözünen krom artı elementi ile yüklüydü.

 

Çevre Kirliliğine Yol Açan Deniz Kazalarından Bazıları

01.05.1979 Independenta

Haydarpaşa önlerinde Romen bandıralı Independenta tankeri, bir Yunan tankeriyle çarpıştı.95.000 ton petrol denize döküldü ve hâlâ hesaplanamayan miktarda deniz ve çevre kirliliğine neden oldu.

28.10.1988 Bluestar-Gaziantep

İstanbul’da Bluestar adlı kimyasal madde yüklü tanker, Gaziantep tankeri ile çarpıştı. 1.000 ton amonyak gazı denize ve havaya karıştı.

29.03.1990 Jambur-Datongsham

İstanbul Boğazı’nda meydana gelen çarpışma sonucu yara alan Jambur adlı tankerden yaklaşık 2.600 ton gazelin denize döküldü.

14.11.1991 Madonnalily-Robinion-18

İstanbul Boğazı’nda iki geminin çarpışması sonucu 20.000 canlı hayvan yüklü Robinion-18 gemisi üç personeli ile birlikte battı.

13.03.1994 Nassia

100.000 ton petrol taşıyan tankerin bir kuru yük gemisi ile İstanbul Boğazı’nda çarpışması sonucu büyük bir yangın çıktı. 30 kişinin öldüğü kazada, yaklaşık 5.000 ton petrol bir hafta yandı.

29.12.1999 Volganeft-248

Volganeft-248 adlı tanker, kuvvetli lodos etkisi ile kırıldı ve burun kısmı battı. Kaza sonucu yaklaşık 900-1.000 ton fuel-oil denize döküldü.

06.09.2004 M/V Ulla

Geminin taşıdığı atıklar Cezayir’e gönderilmek üzere yol çıkmıştı ama 4,5 yıldır İskenderun Körfezi’nde bekletiyordu. Geminin yükünün, krom artı elementi içerdiği belirtildi.

 

 

 

 
Etiketler: YOK, ETTİĞİMİZ, ÇEVRE’NİN, DİLİ, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı