Yazı Detayı
21 Nisan 2019 - Pazar 17:35
 
SAKİN OLUN
Hilal Savran
hilalsavran22@gmail.com
 
 

Seçimler bitti, tartışması hala bitmedi.

 

Kıran kırana bir mücadeleye tanıklık ettik desem yanılmam. Bunun için birçok sebep ortada.

 

Verilmeyen mazbatalar, sayılamayan geçersiz oylar derken adına demokrasi rezalete diyelim mi, demesek bile birileri notumuzu çoktan kırdı. Avrupa ülkesi olduğunu savunan, küreselleşme yolunda ilerleyen memlekette bu tarz afaki tablolar başlar öne dedirtmemeli, kimselere laf dedirtilmemeli.

 

Bunu kendi elimizle yaptık, değerimizi düşürdükçe düşürdük. Meğer ne çok uzaklaşmışız bazı etik değerlerden.

 

Ben buna kendi çapımda demokratik etik değerler diyeceğim. Türkiye Cumhuriyeti olarak teşkil ettiğimiz lokasyon ortada, bundan hepimiz pek tabi eminiz.

 

Ama velakin işin aslına bakıldığında hiçte görüldüğü gibi değil, yollar çok çetrefilli. Demokrasinin tüm halka hitap etmesi gerekirken, bunu sadece toplumun kalıbından çıkartıp şahsi meseleler üzerinden tayin ediyoruz.

 

Evet, doğru hem de dosdoğru, yanlışlık ihtiva eden gerçekler bugün hep doğru gibi gelse de büyük bir yanlışın eşiğindeyiz. Şahsi meseleler Türkiye Cumhuriyetinin önünde değildir, olmamalıdır.

 

İstanbul meselesine bakarsak anlıyoruz ki nelere kadirmiş meğer, neler İstanbul olmuş…

 

Bırakın ya bırakın, devlet başkanı seçmiyoruz, belediye başkanı seçiyoruz. Tüm illerde ve ilçelerde belediye başkanı seçtik. Herkes kütüğünde ne var ise orada oyunu kullandı.

 

Bu seçim sonuçlardan ziyade dikkatimi çeken gidişat oldu, sonrasındaki süreç oldu.

 

Aslında bu süreç hepimize bir şey öğretmiştir diye düşünüyorum, öğretmeliydi de.

 

Kırılganlık ve üslup bu seçimlerin belirleyici unsurudur kim ne derse desin, sakin olan, sessiz olan, konuşmaması gereken yerde susan, birleştirici tavır takınan kim varsa aldı istediğini.

 

Evet, burası bildiğiniz gibi, peki ya sonrası diyecek olursak işte esas teşkil eden realite, çoğu kez diyorum, bu gidişle de hep diyeceğim…

 

Toplum olarak yeni kriminal hastalığımız, kutuplaşmak ve birbirini anlayamamak. Buna en yakın örnek kendi çevremdir. Oturup teker teker dinliyorum; muhalefet seçmeni de, iktidar seçmeni de aslında aynı noktada buluşuyor, ama bir türlü orta yolu bulamıyor.

 

Ciddi olarak çok büyük bir tehlike altındayız, buna çözüm sunmalıyız, fabrika ayarlarına dönmeliyiz.

 

Bu hastalıklı durum başka türlü nasıl ifade edilebilir ki, nasıl işin içinden çıkılır.

 

Bence herkes otursun, şapkasını önüne koysun ne ara bu denli ötekileştik, kutuplaştık.

 

Gelecek nesillere ne bırakacağız ben bunun derdindeyim, hepimiz eğer ki al bayraklı vatanın ekmeğini yiyip, suyunu içiyorsak buna dikkat çekmeliyiz.

 

İki gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir söylemine denk geldim. Dediği cümleye katılmayanınız yoktur sanırsam, katılmalıyız. Olaya bu noktadan el atılması, ortamın esas sahibi tarafından yumuşatılması oldukça elzem olduğunun göstergesidir.

 

Dönem kızgın demiri soğutma, birlik ve beraberliği yeniden perçinleme dönemidir” işte bu noktada kopan kayışlar yeniden sağlamlaştırılmalı, ortam yeniden revize edilmeli.

 

Bir yerde eğer ki olaylar bu denli kopma noktasında ise orada tabanın en dibine inilmeli, kimin ne dediğine kulak verilmelidir, aksi toplumdan kopuşları gerektirir. Osmanlı devletinde padişahlar ile halk arasında kopuşları nasıl bir noktada koskoca imparatorluğu tıkamışsa aynı durumun bizler içinde olmayacağını bilemeyiz. İşte bunun için bu günlerde sakin olmak toplum açısından birlikteliğin en büyük ahengidir.

 

Her zaman aşırı olan toplumumuzda sakinliğin inşa edilmesi için birleştirici ögeler tesis edilmeli ki, demokrasinin işleyişi yeterli niteliğe sahip olsun, sağlam ortamlar yaratılarak eleştiri mahiyeti önem kazansın. Bunun için sağlam karakterler yaratmak adına her zaman sakin olmalıyız, itidalli yaşamaya önem vermeliyiz…

 
Etiketler: SAKİN, OLUN,
Yorumlar
Haber Yazılımı