Yazı Detayı
18 Eylül 2019 - Çarşamba 13:18
 
PEKİ YA KAÇIRILAN ASKERLER?
Hilal Savran
hilalsavran22@gmail.com
 
 

Günlerdir kamuoyunu meşgul eden en önemli konuların başında DİYARBAKIR ANNELERİ!

 

Hepsi yıllar öncesinde eli kanlı terör örgütü tarafından dağa kaçırılan ve terör örgütünce nerede, ne amaçla kullanıldığı belli olmayan çocuklarının akıbetini merak ediyor.

 

İsteyerek veya istemeyerek bugün geldiğimiz zaman diliminde o dağa kaçırılan çocukların anneleri bugünlerde Diyarbakır HDP Parti binası önünde çocuğunu istiyor.  İşin ironisi de burada başlıyor zaten. Anlayamadığım, anlamakta güçlendiğim kısım.

 

Bu aileler daha önce neredeydi, neden bu kadar beklediler? Hayır, devlete öncesinde dediler de devlet mi sahip çıkmadı? Çünkü şunu herkes iyi biliyor ki devlet her zaman kendinden olmayanda dahil her bireye şefkatli olmuştur ve bağrına basmıştır. Ama kendine yapılan ihaneti de asla unutmamıştır. Kutludur çünkü bizim devletimiz, her zaman da böyle olmuştur. Bundan dolayı da her an büyük mücadelelerde birilerinin hedefi haline getirilmek istenmiştir.

 

Evet anneler haklı olabilir ama bu bugüne değin bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek sustukları nokta neresiydi? Ayrıca seçim sonuçlarına bakınca kapısında beklenilen partiye yüksek oranlarda oyları kim verdi değil mi? Bunları görünce diyecek pek bir şeyim kalmıyor zaten…

 

Çünkü ben 4 yıldır kaçırılan askerlerimizin derdindeyim. Anaları babaları gezmedik kapı bırakmadı. Hangi kapılardan dönmediler ki, sadece dinlendiler, üstelik arkalarında kamuoyu bile yoktu.

 

Bu askerler kim için kaçırıldı bunu hiç düşündünüz mü? Medyada bu yaşanılan vahşete denk gelmezsiniz, yapılacak haberler bellidir çünkü, giden de gariban fakir fukaranın çocuğu ya, niye haber olsun değil mi? İşte yıllardır anlamaya çalışıp anlayamadığım, acı bulduğum bir gerçek. Az önce devletimizin şefkatinden bahsetmiştim, şimdi de diyorum ki bu kadar mı aciziz?

 

Örgütün elinde ne haldeler? Diyarbakır Annelerinin endişesine 7/24 canlı yayınlardan tanık olup o acıya empati yapabiliyorsak peki buradaki annelerin acısını nereye koyacağız? Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’a destek için giden ünlüler tayfası, bugüne kadar neden bu kaçırılan askerlerimizin ailesine ses vermedi? Topluma duyar kasmak için illa parti binalarının önünde annelerin eylem mi yapması lazımdı? Bir vatandaş olarak soruyorum sadece, bu anneler ne yapacak?

 

Biz bu hücreleri bilmiyor muyuz, kimlerin isterse neler yapacağını. Eğer ki bir şantaj unsuru olacaksa bebek katili buna mukayese edilemez mi? Biz sonuçta bu adamın dirisine sahibiz. En fazla ölüsünü veririz yine de o çocukları ölü ya da diri alırız.

 

Bakınız elinizi vicdanınıza koyun sadece bir kez düşünün. Eğer 21. yy da hala bu tarz adice sahnelere maruz kalıyorsak, nerede yanlış yaptığımızı sorgulamalıyız. Biz tarihin hiçbir sahnesinde, kafir düşmana bu denli boyun eğip aciz duruma düşmedik. Neden bugün düşelim ki? Bizim tarihimiz şanlı zaferlerle doluysa bu kendini bilmez, dış güçler odaklı hain terör örgütüne gereken cevabı daha sert vermeliyiz.

 

Biz bugün cumhuriyet tarihinin güçlü zaman dilimlerinden geçiyoruz, her ihtimal imkanımız dahilinde, eğer ki bunu kabul ediyorsak kimsenin anası ağlamaz. 2015’ten bu yana hala bir ses seda yoksa bu bizim ayıbımızdır.  Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ün 17 Eylül 2019’ da yayınlanan yazısına göre kendisi kaçırılan askerlerimizden olan Semih Özbey’in mektubuna değinmiş. Ayrıca kaçırılan diğer askerlerimiz  Ferdi Polat, Müslim Altıntaş, Adil Kavak, Sedat Yabalak, Sedat Vardar, Vedat Kaya, Sedat Sungur’u da bize hatırlatmış.

 

Okuduğum mektupta gördüğüm gerçek herkesin bu noktada birlik olması gerektiği ve bu işin tez vakitte çözülmesine dair. Oldukça haklı bir gerekçe ile hem de. Başka nasıl ifade edilebilirdi ki zaten. Şimdi bizim için mühim olan bu isimleri ne olursa olsun unutmamak. Elimizden gelenin fazlasına gayret ederek bu işi çözüme kavuşturmaktır. Eğer ki analar ağlamayacaksa ASKERLERİMİZİN ANASI HİÇ AĞLAMASIN!

 
Etiketler: PEKİ, YA, KAÇIRILAN, ASKERLER?,
Yorumlar
Haber Yazılımı