Yazı Detayı
17 Ağustos 2019 - Cumartesi 21:14
 
Kapitalizm-Sosyalizm-Çözümlemeler
Erdoğan MERT
e.mert@outlook.com
 
 

Kapitalizm, Sosyalizm Gibi Ekonomik Sistemlerin Biyolojik, Sosyolojik Temelleri.

Kapitalizm-komünizm çatışması (aslında liberalizm-sosyalizm) çatışması anlamsızdır. Bu bir elinizle diğer elinizi sıkmaya çalışmanızdan farksızdır. Bu ikisi de insan ruhunun iki yarısı gibidir. İnsanoğlu sonuçta bir hayvan türüdür. Orman kanunu doğasında vardır ve bu dürtülerle oluşturduğu ekonomik faaliyetlere “vahşi kapitalizm” diyoruz. Bu adı hak eden fiilleri uzaylılar dikte etmedi, insanlar böyle faaliyetlerde bulunmak üzere sözleşme imzalamadı. Ayrıca herkes bu işten zarar gören tarafta da değil, gayet mutlu olanlar da var. Mutsuzluk sayısal dengesizlikten kaynaklanıyor. En vahşi kapitalist dediğimiz toplumlarda bile insanoğlunun diğer yarısını oluşturan sosyal varlık etkisi hissedilir. Sonuçta primatlardan bile ilkel canlı gruplarında sosyal davranışlar gözlenir. Sırası gelmişken, tanımlama yapalım. Bireylerin “hep bana, tek bana, önce bana” deyişleri hayvan tarafları yüzünden ve ekonomik olarak görünür haline “kapitalizm” diyoruz. Tersine bu dünyada başkaları da var, kadınlar, çocuklar, zayıflar korunmalı, onlar lehine koruyucu tedbirler alınmalı deyişleri insan tarafları yüzünden ve ekonomik olarak görünür haline “sosyalizm” diyoruz. Ne biri ne de diğeri olunamayışının sancısı kavgaya sebep oluyor ki aslen her bir bireyin kendini bir tarafın ateşli neferi sanmasına rağmen sık sık öbür cepheye geçtiğini fark etmesidir.

Kapitalizm, güçlünün kazandığı, kazanın her şeyi aldığı ve bunu doğal hak gördüğü sistem, orman kanunudur. Cehaletle beslenir. Orman kanununu öğretmesi gerekmez, hayvani dürtüler genlerde var.

Spor; bahis, para kazanma aracıdır, vahşeti orman kanunu körükler. Şampiyon değilsen bir hiçsindir. Dayak yiyen çelimsiz biri spora abanır, kas yapar, gider büyük bir hırsla intikam alır, hatta gücüne hakim olamaz, rakibini öldürür.

Sanat; astronomik miktarlarda para demektir, miktarı sanatçı değil simsar belirler.

Din: Toplumun bir dine mensup olmasına ihtiyaç vardır, aslanın ceylan sürüsü tarafından alaşağı edilmemesi için bir “Tanrı”ya ihtiyacı vardır.

Sosyalizm; güçlünün şansının yanında zayıfın şansının da olduğu, kazananın kaybedeni korumak-gözetmek hatta yüceltmekle yükümlü olduğu sistem. Eğitimle beslenir zira öncelikle orman kanununun hayvanlar için olduğunu öğretmesi gerekir. Her bir bireyin toplumun, ülkenin hatta tüm Dünyanın bir bileşeni olduğunu kavratmak gerekir.

Spor; önemli bir (uygulamalı) eğitim aracıdır. Spor sayesinde edinilen disiplin, zihin açıklığı bir yana kuvvetlenmiş bedene sahip olan birey kapitalist bakışın tersine gücünün karşısındakine ölüme varan zararlar verebileceğini fark eder. Güç kullanmaktan kaçınmayı öğrenirken toleransı, hoşgörüsü artar, rakibine empatiyle bakar, diyalog kurmayı tercih eder.

Sanat; bu toplumda ruhu güçlendirmek, güzelleştirmek için kullanılır zira insanı hayvanlardan ayıran iç dünyasının güzelliğinin yansımasıdır.

Din: Toplumun ahlaklı, vicdanlı olmasına ihtiyaç vardır ki bu da bireylerin ahlaklı, vicdanlı olmasıyla olur. Binlerce ceylanın bir aslanı kolaylıkla alt edebileceğini bilmek için mantık yürütmekten başka bir yeteneğe sahip olmak gerekmez. Hayvanlardan farklı olarak insanlar birlik olmanın reel gücünün bütün sanal güçlerin üstünde olduğunun farkındadır.

Kapitalizm her ne kadar “ekonomik sistem” sanılsa da aslında bundan daha çok bir “siyasi” sistemdir ve “İslami Cumhuriyet”ten “demokrasi”ye kadar çok çeşitli şekillerde vücut bulur. Sosyalizmden farkı aslında bir siyasal sistem olduğunun bilinmesini (fark edilmesini) istememesidir zira aslen “para” diktasından başka bir şey değildir ve paranın kaydîliği kadar sanaldır.

İnsan sosyal bir hayvandır. Sosyalizm sosyalliğinin, kapitalizm hayvanlığının tezahürüdür.

İnsan bir hayvan türüdür. Kapitalizmi hayvanlıkla, sosyalizmi insanlıkla bağdaştırdık ancak insan dışında da azımsanmayacak sayıda hayvan türü vardır ki, insanla bu yönden de benzeşirler. Aslen kendi kendimize “insanı diğer hayvanlardan ayıran özellik nedir?” sorusunu yöneltmeyi bile saçma buluyor, içimizden “fark sayılamayacak kadar çok, neredeyse benzerlik yok” diyoruz ancak bu farkların neler olduklarını saymaya girişince kalakalıyoruz. Ben, tek bir fark gösterebiliyorum, o da “empati”. Toplum halinde yaşamayı mümkün kılan, günümüzde “ahlak, din ve kanun” kavramlarının temelinde yatan hammadde “empati”dir. En ilkel (primitif) ve mikro toplumlar bile derhal yazılı olmayan “birlikte yaşama sözleşmesi”ni, yani ahlak kurallarını kabul ederler. İlk toplumlardan günümüze hiç değişmeden gelen kural, derhal “ahlak” kurallarının oluşturulmasıdır ki bunlar daha sonra “din” ve ondan sonra “hukuk” kurallarına evrilirler. Her zaman ilk kural “öldürmeyeceksin”dir zira birey ölmekten korkar. Bu tüm canlıları hayatta tutan korkudan farklı olarak daha çok ölüm sonrasının bilinmezliğinden korkmaktır ve çok daha şiddetlidir. Her ne kadar zaman zaman başka bir bireyi öldürmeyi çok isterse de aynı hisleri başkasının kendisi için beslemekte olabileceğini, öldürülme tehlikesiyle yüzleşebileceğini düşününce isteğini dizginlemek zorunda kalır. Bu noktadan itibaren diğer hayvanlardan ayrılmıştır, bu “empati” zinciri bilinen tüm ahlak-din-hukuk kurallarını oluşturur. Birkaç örnek daha verdiğimizde göreceğiz ki arkasında “empati” vardır. “Çalmayacaksın!” zira sen başkasının malını çalmayı ne kadar çok arzu etsen de aynısı senin başına gelebilir. “Zina yapmayacaksın!” zira başkasının karısını, kızını arzuluyor olsan da, başkası da senin karını/kızını istiyor olabilir. Tüm canlılar elindekini kaybetmektense uzaktakini istemekten kolaylıkla vazgeçer. Şu halde “empati”nin yok olması demek, insan olmanın temel vasfının, toplumu bir arada tutan harcın yok olması demektir. İnsanları empati yetisini unutturacak kadar ayrıştırır, kamplara bölerseniz, toplumu yok oluşa sürüklersiniz. O toplumu hiçbir din, hiçbir kanun, hiçbir telkin bir arada tutamaz.

 
Etiketler: Kapitalizm-Sosyalizm-Çözümlemeler,
Yorumlar
Haber Yazılımı