Yazı Detayı
21 Mayıs 2019 - Salı 08:11
 
Hanife Teyze
Nazlı Sönmez
nazlinazsnm@gmail.com
 
 

Trabzon’a gittiğimde tanıştım Hanife Teyze ile çok sevdiğim kardeşim can dostumun annesi. Hanife teyzenin yüreğinin güzelliğini gördüğümde, ne kadar güzel bir yüreği var dedim. Ben hiç bir Arı’yı sevmedim! O Arı’yı sevdi bir çocuğu sever gibi onu seyrettikçe ne güzel bir insan Allah’ın yarattığı her varlığı seviyor ve saygı duyuyor, dedim. Hani insanın hayatında bir şeylerin olacağını hissedersin ya ben de zaten öyle bir heyecanla gitmiştim Trabzon’a. Neden Hanife Teyzeyi yazmak istedim? Bunu kendime sordum bir kaç defa cevabını yine kendim verdim. Onun hayatından geçitler yazılmalıydı, bilinmeli okunmalıydı. İşte bende sizlere Hanife Teyzemizi anlatacağım. Hanife Teyzenin ağzından yazmak istiyorum tüm o anlattıklarını.

Ben iki yaşında iken Annemi kaybetmişim, Anne sevgisini hiç tatmadım. Anneciğim erkek kardeşime hamile iken su çiçeğine yakalanıyor, yüksek ateşini bir türlü indiremiyorlar, tabi o zamanlar doktor nerde! Doktora falan gidilmezdi köydeki ebeler veyahut yaşlılar yardım etmeye çalışırlardı üstüne üstelik bir de fakirlik vardı. Şehir hayatı hiç bilmediğimiz bir dünya idi. Annem ve kardeşim fazla yaşamadılar doğumdan bir kaç gün sonra da kardeşim vefat etti. Annemin ölümü benim bitmek bilmeyen ızdrap dolu çocukluğumun başlangıcı oldu, annem yaşarken beni sevip okşadığını sevgisiz bırakmadığını tahmin edebiliyorum zaten ne olduysa ondan sonra oldu. Annemin ölümünden sonra babam çekip gitti ara ara gelir dedemlere para bırakır giderdi. Çok iyi hatırlıyorum daha o zamanlar dört bilemedin beş yaşlarındayım. Babam geldi, akrabalardan birinin düğünü olacakmış o yüzden masanın üzerine beş lirayı bırakıp gidiyor, giderken de söylüyor tabi, parayı bıraktığını. Düğün olduğu için de o sırada köydeki kızlar bizim evdeler. Babaannem parayı bulamayınca başlıyorlar beni sıkıştırmaya parayı soruyorlar ama paranın ne olduğunu bilmediğim için ne aradıklarını da kestiremiyorum, zaten köyümüzde bakkal falan da yoktu. Babaannem beni çekiyor kenara kızım parayı bulursan sana şeker alacam şunu yapacağım bunu pişireceğim gibi sözler söylüyor. Ben çocuk aklım ile para arıyorum ama paranın ne olduğunu da bilmiyorum. O gün düğüne gidilmedi parada bulunmadı uzun süre arandı. Günlerden bir gün babam geldi, dedi ki; Falan köyde bir hoca varmış , o baktığında her şeyi görürmüş ve çalan kişiyi bulursa, hırsız çatlayarak ölüyormuş, diye köye yayın. Babamın düşüncesi o gün düğüne gitmek isteyen kızlardan biri almış olabileceği, korkutup getirmelerini sağlamak amacı ile bu dediklerini babaannem köye yaydı . Yaydı yaymasına da kimse oralı değil, benim almış olabileceğimi bile düşünüyorlar bir taraftan arada beni sıkıştırıyorlar.

Çocukluğumun anılarındayım şimdi evin önüne koca koca kazanlar kuruldu. Eskiden çamaşır makinası mı vardı, Şimdiki gibi! bu nesil çok şanslı. Yün yorganlar sökülüyor, içlerindeki yünler çıkartılıp yıkanıyor sonra bir soba yardımı ile havalandırılıp kabartılıyor, tekrar dikiliyordu. Babaannemin yanındayım, yengemin yün yatağı söküldü, onun içinden çıkan beş lirayı ben buldum ve elime alıp gösterdim. Aman Allah’ım, aranılan parayı bulmuşum meğerse işte ilk o zaman para dedikleri şeyi görmüştüm. Amcamın karısının yatağından çıktı para, fakat ona bir şey diyemedikleri için hırsız damgasını ben yedim. Dedem elime bir bıçak veriyor ve beni bahçedeki kızılcık ağacına yolluyor, onun dibindeki taze filiz kesmemi istiyor. Ben gidiyorum zorla uğraşarak oradan bir tane genç filizi kesiyorum, sonra götürüp dedeme veriyorum. Dayak yiyeceğim sobayı bana kestiriyor. Dedemin yanına geldiğimde dedem benim popomu açıyor ve çıplak bedenime kızılcık ışkını ile vuruyor, Şimdi o zamanı düşündüğümde canımın acıyıp acımadığını hatırlayamıyorum. Bildiğim tek şey çok ağladığımdı. Bunlar olurken havada kararıyor gece oluyor, dedem benim kolumdan tutup sokağa atıyor. Ağlıyorum, anneme sesleniyorum neden neden annecim benide almadın yanına diyorum hıçkırarak, fakat sesimi kimsecikler duymuyor. Bir süre sonra bir köşede kıvrılıp uyuyorum. Korkuyorum, çok karanlık. Kaç gece kaç gün ağladım sayısını unuttum, Anneme yalvardım beni de yanına alması için. İlk işlemediğim suçun cezasını dedemden aldım, ben minicik çocuk parayı çalıp yengemin yatağının içine sokup tekrar yatağı dikemeyeceğimi bildikleri halde dayağı yiyen ben, aç bırakılan ben, sokağa atılan ben. Amcamın karısına hiç bir şey söylenmedi, oda dayak yememe ses çıkartmadı, sonuçta ben bir yetimdim. Beni koruyacak ne annem vardı, nede bana sahip çıkacak bir babam.
Yıllar itiş kakış ile geçti suçsuz yere yediğim dayaklar, yediğim dayaklar yetmiyormuş gibi üstüne birde babamdan yediğim dayaklar, aklımın içinde hatıralarımın üzerine kazınmıştı. Sevgisiz büyüdüğüm, bana ne yararı ne zararı olan bir üvey anne ve kardeşlerim ile hayatımın on sekiz yılını geçirdim. Şimdi üvey annemi hatırlıyorum da yazık ona da acıyorum, oda annesiz büyümüş ve babasından sevgi görmeden babası yaşında bir adamla evlendirilmiş. Evlendiği adamdan sevgi saygı görmemiş. On sekiz yaşındayım, hayatımın aşkı ile evleniyorum o benden iki yaş küçük. Onu çok seviyorum, onunla hayatım bayram havasında geçiyor. Mutluyuz, sanki on sekiz yıl çektiğim acıları Allah duymuş ve bana eşimi yollamıştı. İki kız iki erkek dört çocuğumuz oluyor, sonra Avusturya’ya gidiyoruz, çalışmaya. Yıllar o kadar hızlı geçiyor ki, aradan yirmi yıl göz açıp kapatıncaya kadar hızlı geçiyor. O trafik kazası, hayatımın aşkını elimden alana kadar ben bir masalın içinde yaşıyordum. Yirmi sene, ne kadar az bir zaman toplasan bunun on senesini beraber geçirmişizdir. Kırk yaşıma gelmeden dört çocukla tekrar yetim kalıyorum, fakat bu sefer benim bir amacım vardı eşimin acısını hafifletmek için, projesini çizdirdiği evi yaptırdım, nafile içimdeki acıyı almadı. Çocuklarım benim çektiklerimi çekmesin diye uğraşırken, onlara olan sevgim beni daha hırslı yaptı. Şimdi evler, bahçeler, arsalar var ama benim sağlığım yok. Ben bunları yapmaya çalışırken gençliğimi, sağlığımı kaybettim. Çok bir şey istemiyorum, azcık taktir olmalı bunca hoyratça kullanılmış yıllarıma, devamlı ben istememeliyim neler çektiğimin şahidi oldu çocuklarım ama beni anlayamadılar. Onlardan beklediğim tek şey sevgi, saygı olduğunu asla anlayamıyorlar.
Dört çocuğumu da bir birinden ayrı tutmadım, ne yaptıysam onların iyiliği için yaptım. Ben bu dünyada kendim için değil onlar için yaşamayı seçtim. Keşke geç olmadan beni anlasalar. Şimdi o Sobanın başında oturan o çocuğa daha fazla ağlıyorum, ben hiç çocuk olmadım kı,çocukluğumu iki yaşında iken annemin mezarında kaybettim. Daha yavaş büyümek, duygularımı yavaş yavaş öldürmüştü, ta ki Ali hayatıma girene kadar, ben onunla tekrar yaşamaya başlamıştım....

 
Etiketler: Hanife, Teyze,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Haziran 2019
Dünün telafisi bugün olmaz
16 Nisan 2019
Her Uzandığın El Doğru Değildir
01 Mart 2019
Sessiz fısıltı
22 Şubat 2019
Günlüğümden
06 Şubat 2019
Hayal kırıklığı
01 Şubat 2019
Askıda hayat
30 Ocak 2019
Ölüm
28 Ocak 2019
Bir defa
26 Ocak 2019
Peki ruhumuz
21 Ocak 2019
Sadece susmak
19 Ocak 2019
İntikam
17 Ocak 2019
Kendimi öldürecek kadar düşünüyorum
14 Ocak 2019
Öz Benlik
10 Ocak 2019
Hapis yattığımız dünya
09 Ocak 2019
Şımarmak
08 Ocak 2019
Sahte vicdan
06 Ocak 2019
Birinde Aşk
02 Ocak 2019
Kalbinin yansıması aşk
31 Aralık 2018
Mutlu Yıllar
30 Aralık 2018
Ruhumun kanatları kırıldı
26 Aralık 2018
Yalnızlık
22 Aralık 2018
Ölüm
21 Aralık 2018
Seni Sensiz Özledim
18 Aralık 2018
Kişisel Gelişim
17 Aralık 2018
Yaşamak yalanın içinde
16 Aralık 2018
Yaşamak
13 Aralık 2018
Ruhuma Yolculuk
11 Aralık 2018
Canım Üşüyor
10 Aralık 2018
Kötülüğün odağı yine de sensin
28 Kasım 2018
Kadın neden üzülür ayrılıkta
22 Kasım 2018
Menfaat
16 Kasım 2018
Hayat ...
12 Kasım 2018
İyilik katili insan
11 Kasım 2018
Emek çalmak en kolayı
09 Kasım 2018
Bencil olmadan insan olmak
04 Kasım 2018
Sessiz fısıltı
02 Kasım 2018
Sessiz Fısıltı/Dostluk
01 Kasım 2018
Sessiz fısıltı
31 Ekim 2018
Sosyal mesajım
29 Ekim 2018
Özgürlük
27 Ekim 2018
Bahar gelmeyecek
26 Ekim 2018
İyilik En Büyük Düşmanın
25 Ekim 2018
Hadi sessizce fısılda bana hayat....
24 Ekim 2018
Sessiz Fısıltı
23 Ekim 2018
Hiç
21 Ekim 2018
Sessiz Fısıltı
20 Ekim 2018
Aşk/ Sessiz Fısıltı
19 Ekim 2018
Yaşamak Güzel
18 Ekim 2018
Sessiz Fısıltı
16 Ekim 2018
Henüz vakit varken
14 Ekim 2018
Unutmak için sevmedim
13 Ekim 2018
Benim hala umudum var
12 Ekim 2018
Denemelerden
10 Ekim 2018
Denemelerden
08 Ekim 2018
Psikolojisi bozuk benle başbaşa-Deneme
06 Ekim 2018
Kıskançlık
05 Ekim 2018
Denemelerden
04 Ekim 2018
Aşk'ın Kare Kökü
03 Ekim 2018
İmdat Benim Annem Bir Cadı
02 Ekim 2018
Sevmek için illa görmek sart degil..
01 Ekim 2018
Geçmeyen geçmiş
Haber Yazılımı