Yazı Detayı
10 Mart 2019 - Pazar 16:36
 
FAZLA MI ABARTIYORUZ?
Hilal Savran
hilalsavran22@gmail.com
 
 

                                                                                                                                                         

Mart ayının teması KADINDIR, KADIN olmak, KADIN olmanın zorluğudur…

 

Sonrası zaten bahar olur, yaz gelir bu tema unutulur gider. Çünkü Mart ayı geldi diye ne kadınlar şiddetten kurtuluyor, ne baskıdan,  ne de zorbalıktan…

 

Bizler bugün geldiğimiz toplumda değerlerimizi çabuk tüketir olduk. İyi olan ne varsa bunu aleyhimize çevirdik. 8 Martıda buna kurban verdik…

 

Bunun için Taksimin göbeğine gitmek kafidir. Adına feminizm hareketi diyerek marjinal olmanın iyi yanlarını lehimize kullanmak var iken neden bunu provokasyona çevirdiniz ki?

 

Birilerine neden koz verme derdindeyiz. Kendimize, bizi kutsal bir varlık haline getiren değerlere çamur atarak hangi 8 Martı feminizmle oturttuk?

 

Bence feminizmi de bilmiyoruz. Holiganizmin rüzgarınakapılarak, devletin değerine saygı duymamak hatta bunu bir terörizm unsuru haline getirmek Türk kadını olmanın neresinde?

 

Ben orda temsil edilmedim, maruz bırakıldığım psikolojik şiddet temsil edilmedi. Ellerde ki renkli fonlara büyük puntolarla yazılan, görünce beni yerin dibine sokan, edebi, hayayı unutturan söylemler neyi, kime gösterdi?

 

İşte sıkıntı burada, kimsenin sesi olamadınız, ne ÖzgecanAslan’a ses oldunuz, ne Münevver Karabulut’a ne Şule Çet’eve daha nicesine…

 

Haklı iken haksız duruma düşmek oldu sizin ki hiç farkında değilsiniz. Evet, Taksim eski Taksim değil çünkü anlayış değişti, bununla beraber eylem yapma hakkı yok edildi. Bunun için haklıysanız da o hakkı kaybettiniz. 

 

Üstelik gördüm ki bir kısım teröristte buraya sızmış, buradan nemalanmış. Ayrıca Feminizm terörizm değildir. Burada imajı gerçek feministlere kaybettirdiniz. Islıklarınızla bizim için önem atfeden değerlerin protesto edilmesi de işin en çirkin boyutu şahsım adına…

 

Evet, sizi bir hemcinsiniz olarak ben eleştiriyorum, sesim olmadınız, olamadınız… Bunu Türk örf ve adetleri ile de meşru hale getiremiyorum. Bunun adına marjinallik diyerek, her türlü hakareti ağza almak sizleri protesto ettiğiniz kimseden ayrı tutmaz. Hiçbir fark icazet buyurmaz.

 

Türk Kadını tarih boyunca Kağan seferde iken kurultayı idare etmiş, cephede savaşmış, vatanın ve milletin bekası için ne namusundan taviz vermiş ne de buna göz yummuştur. Bunun için kahraman Nene Hatun’u, Kara Fatma’yı ve nicesi olan Türk Kadınlarını unutmamak lazımdır. Gerçek olan, toplumumuzda Türk Kadını her zaman el üstünde tutulmuştur. Bizi bu şekilde aciz noktaya getiren başka toplumlardan ruhumuza sirayet eden, bize ait olmayan bir takım küçük düşürücü hareketlerdir. Biz bu değiliz. Mustafa Kemal Paşanında dediği gibi  “Ey kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” anlayışıdır.

 

Milli ve ahlaki değerlerimiz etik olmayan hiçbir anlayışı kabul etmez. Evet, demokrasilerde her örgütün belli bir özgürlüğü esastır. Ama eğer ki menfi tutum ve davranışlar bazı gerçekleri saptırıyorsa bunun adı Kadın özgürlüğü değildir. Aksine lekelemek, olanın dışında yeni bir tablo oluşturmaktır. Kabuk bağlayan bir şeyleri yeniden kanatmak, bunu yapmayacak olsa bile cahile akıl veren hiçbir tutum 8 Mart ruhuna ihtiva etmez, etmemelidir de… Her zaman olduğu gibi bunu da abarttık, elimize yüzümüze bulaştırdık hatta bulaştırdınız. Türk Kadını kendini bildiği sürece ne bunlara göz yumar, ne de bunu bozmak isteyene fırsat verir.  Bunun için yaşasın milli şuura hasıl TÜRK KADINI!!!

 
Etiketler: FAZLA, MI, ABARTIYORUZ?, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı