Yazı Detayı
23 Şubat 2021 - Salı 10:03
 
BİLİNMEYEN, MERAK DA EDİLMEYEN BİR YER (AFRİKA) HAKKINDA BİR YAZI
Erdoğan MERT
e.mert@outlook.com
 
 

Biri bize “gidiş-dönüş yol masrafları ve tüm giderleri ödenmiş 15 günlük bir Malawi, Zimbabwe, Zambia, Botswana turu” teklifiyle gelse sevinçten havalara uçmayacağımız malum. Bu tur Avrupa’da ülkelerini içeriyor olsa itiraz eden çıkmazdı. Amerika kıtası olsa da sevindirir, hatta Çin, Moğolistan, Kore, Japonya içerikli olsa bile seve seve kabul edilirdi. Ancak söz konusu Afrika Kıtası olunca durum değişiyor. Afrika’da olma fikri hakkındaki isteksizliğimiz Afrika hakkındaki bilgimizin az, az olan bilgimizin de nahoş olmasından kaynaklanıyor zira Osmanlı döneminden günümüze gelmiş olan “Fizan’a sürgüne göndermek” ifadesindeki Fizan, günümüzün Libya’sındadır. Ancak Avrupalıların Afrika’ya bakışları farklıdır. Onlar bizim adını bile duymadığımız yerlere gidip varlığından bile haberdar olmadığımız aktiviteler yapmakta. Türk Halkının zihninde ise Afrika hakkında sadece tek bir resim var ki o resim de Batılılar tarafından aktarılan resimdir:

“Afrika” ve “açlık” aynı cümlede en sık kullanılan kelimeler haline gelmiştir. Aynı şekilde yandaki gibi görseller de Afrika ile özdeşleşmiştir. Ancak son zamanlarda son derece ironik bir şekilde Afrika, Dünya gıda güvenliğini sağlamaya aday merkez kıta olarak da kabul edilmektedir.

Dünyada, gelecek on yıl içinde büyük bir gıda krizinin patlak vermesi bekleniyor. Devletler ise çareyi ülkelerinden kilometrelerce uzaktaki toprakları kiralamakta veya satın almakta arıyor. Kara Kıta Afrika ise en çok rağbet gören coğrafya. Afrika’dan en fazla toprak alan ülkelerin başında İngiltere, ABD ve Çin geliyor. Kongo, yüzölçümünün dörtte birine tekabül eden 8,1 milyon hektar tarım arazisini kiraya vermiş durumda. Bu furyaya katılmış ülkeler arsında ülkemizin adını da görmekteyiz. “Eski Kıta” diye tanımlanan Avrupa’dan çok daha eski olan bu kıtanın adını daha fazla duyacağız.

HEPİMİZ AFRİKALIYIZ!

İnsanlık, sandığımızdan daha eski tarihlerde Afrika’dan çıkarak Levant bölgesine ve diğer her yere yayılmıştır. Akademisyenler, Afrika’dan çıkan H. Sapiens’in, yukarıda yer verilen farklı rotaları kullanmış olabileceğini düşünüyor.

AFRİKA HAKKINDA

Tüm kıtalar arasında en fazla genç nüfus Afrika'da bulunur. Afrikalıların 50'si 19 yaşının altındadır. Çok çeşitli iklim bölgeleri bulunan ekvatorun her iki yanında ve dünya üzerinde her iki iklim kuşağında da bulunan tek kıtadır. Etnik, kültür ve dil olarak çok büyük bir çeşitliliğe ev sahipliği yapar.

Yüzölçümü ve nüfus yoğunluğu açısından dünyanın en büyük ikinci kıtasıdır. Kendisine bitişik kabul edilen adalar ile birlikte 30.8 milyon km²'lik alanı ile dünya yüzölçümünün 6'sını ve dünya üzerindeki toprakların 24,4'ünü kapsar. 1 milyar kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun 15'ini barındırır. Afrika, kuzeyde Akdeniz, güneyde Hint Okyanusu, batıda Atlas Okyanusu, doğuda Sina Yarımadası, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı ile çevrelenmiştir. Madagaskar'ı ve çeşitli takımadaları bünyesinde barındırır. Kıtada 54 adet diplomatik olarak tanınmış bağımsız devlet, dokuz bölge ve 3 adet de sınırlı tanınmış devlet bulunur.

SÖMÜRGE AFRİKA

Bugün Afrika’da görülen istikrarsızlık, iç çatışma ve bazı bölgelerdeki karışıklıkların başlıca sebebini, sömürge yönetimlerinin geride bıraktıkları suni sınırlar ve azınlıklar gibi siyasi meseleler teşkil etmektedir. Berlin Konferansı ve Brüksel Kongresi (1890) ile sömürgeciliğin fiili işgal esasına bağlanması, sömürgeler arasında ortaya suni sınırlar çıkarmıştır. Sınırların belirlenmesinde ülkelerin sosyal ve kültürel özellikleri ile coğrafi yapıları dikkate alınmadığından aynı kabile insanlarının iki ayrı devletin sınırları içerisinde kalmaları ve birbirine düşman kabilelerin de bir devletin çatısı altında toplanmaları söz konusu olmuştur. Bunun sonucunda sömürgeci siyasi otoritenin kalkması ile ülke içinde etnik çatışmalar ortaya çıkarken komşu devletler arasında da sınır anlaşmazlıklarından doğan çatışmalar başlamıştır. Bugün Afrika'da 54 adet bağımsız devlet var fakat bu devletlerin birçoğu özellikle istikrarsızlık, yolsuzluk, otoriter rejimler ve şiddet ile mücadele ediyor. Bu ülkelerin birçoğu başkanlık sistemi ile idare edilmekte. Ancak birçok ülkenin demokratikleşme süreçleri askerî darbeler, cuntalar ve askeri diktatörlüklerle sekteye uğramaktadır.

Bugün Afrika’da görülen istikrarsızlık, iç çatışma ve bazı bölgelerdeki karışıklıkların başlıca sebebini, sömürge yönetimlerinin geride bıraktıkları suni sınırlar ve azınlıklar gibi siyasi meseleler teşkil etmektedir.

Süregelen anlaşmazlıkları / çatışmaları şöyle özetleyebiliriz:

• Sudan: Neo-kolonializmin Kıskacında Bölünme Sancısı

• Zimbabwe: “A” Taştan Evler ve Yeni Umutlar

• Burundi: “Orta Doğu” Afrika’da Etnik Çatışma

• Kongo Demokratik Cumhuriyeti (Zaire): Orta Afrika İç Savaşı

• Ruanda: “Orta Doğu” Afrika’da Katliamlar Ülkesi

• Somali: Afrika Boynuzu’nun İstikrarsız Ülkesi

• Nijerya: Afrika’nın En Kalabalık Ülkesinde Dinsel ve Etnik Çatışma

• Kenya: Kabileler Arasında İktidar Mücadelesi

• Çad: Şiddet Sarmalındaki Ülke

• Darfur Sorunu: Sorunun Kökenleri, Çatışma ve Uluslararası Hukuk

• Fildişi Sahilleri: Temel Haklar Savaşı

• Angola: Elmas ve Petrol Savaşı

• Uganda: Orta Afrika’da Darbeler Ülkesi

• Sierra Leone: Işıldayan Elmasın Karanlığa Sürgün Ettiği Ülke

• Tanzanya: Sömürge Geçmişinden Ekonomi Eşitsizliklere

SOM ALTIN AFRİKA

Doğal kaynaklar açısından dünyanın en zengin coğrafyalarından biri olmasına rağmen Afrika dünyanın en gelişmemiş ve fakir bölgelerinden biridir. Bunun bir nedeni bölgenin çok çeşitli hastalıklarla (AIDS, sıtma) boğuşması, ciddi insan hakları ihlalleri, merkezi planlamada kaynaklanan başarısızlıklar, dış merkezlere girişte yaşanan zorluklar, yozlaşmış hükûmetler ve sık sık yaşanan askeri ve iç çatışmalardır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları raporlarına göre en sonda yer alan 25 ülkenin hepsi Afrika kıtasındadır. 1995'ten 2005'e kadar Afrika'nın ekonomik büyümesi ortalama 5'tir. Özellikle Angola, Sudan ve Ekvator Ginesi gibi petrol kaynakları açısından zengin olan ülkeler hâlen daha yüksek büyüme oranları göstermektedir. Kaldı ki kıta, dünya kobalt ve platin rezervlerinin 90'ına, altın rezervlerinin 50'sine, krom rezevlerinin 98'ine, tantelit rezervlerinin 70'ine, manganez rezevlerinin 64'üne ve uranyum rezevlerinin üçte ikisine sahiptir. Kongo DC cep telefonlarının yapımında kullanılan Koltan mineralinin 70'ine ve ayrıca dünyanın elmas rezervlerinin 30'una sahiptir.

  

Kongo DC cep telefonlarının yapımında kullanılan Koltan mineralinin 70'ine ve ayrıca dünyanın elmas rezervlerinin 30'una sahiptir. Gine dünyanın en büyük boksit ihracatçısıdır. Ancak bu kaynaklara rağmen, Afrika'nın tarım ve üretimde olan niteliği ileriye doğru beklenen hızda gitmemektedir. Ayrıca 2008'de yaşanan Küresel Mali Kriz bölgenin gelişmesine ket vurmuştur. Ancak özellikle son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölgeye yaptığı yatırımlar sebebiyle ekonomik hareketlenme artmıştır. Sadece 2007, yılında Çinli yatırımcılar bölgeye 1 Milyar dolar yatırım yapmışlardır.

AFRİKA VE ÇEVRE SORUNLARI

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na(UNEP) göre Afrika, ormanların zarar görmesinde en çok etkilenen ikinci kıtadır. Pennsylvania Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi'ne göre, Afrika'nın çayır alanlarının 31'i ve ormanlık alanlarının 19'u bozulmuş olarak sınıflandırılmaktadır. Bunun yanı sıra, Afrika her yıl dört milyon hektar ormanını kaybetmektedir. Bu oran dünyanın geri kalanı ile karşılaştırıldığında, ortalama ormansızlaşma oranının iki kat üzerindedir. Bazı kaynaklar ormansızlaştırmanın, Batı Afrika'daki bakir ormanların 90'ını yok ettiğini öne sürmektedir. İnsanoğlunun görülmeye başlandığı zamandan beri, yani 2000 yıllık süreçte, Madagaskar kendi orijinal ormanlarının 90'ını yitirmiştir. Afrika'nın tarım topraklarının 65'i erozyona maruz kalmaktadır.

Afrika'da 3.000'den fazla korunan alanının yanında 198 deniz koruma alanı, 50 biyosfer rezerv ve 80 sulak rezerv vardır. Önemli yaşam alanı tahripleri, nüfus artışı ve kaçak avcılık Afrika'nın biyolojik çeşitliliğini düşürmektedir. İnsan zararları, toplumsal kargaşalar ve yerel olmayan türlerin kıtaya getirilmesi Afrika'daki biyoçeşitliliği tehdit etmektedir. Bu durum idari ve finansal sorunların yanında yetersiz personel sebebi ile şiddetlenmektedir.

Afrika dünyanın en fazla ve en yoğun vahşi hayvan kombinasyonlu nüfusuna sahiptir. Bütün bu hayvanlar vahşi yaşamlarında ve özgür bir biçimde yaşamaktadırlar. Kedigiller, otoburlar, sürüngenler ve yağmur ormanlarındaki yüzlerce tür tamamıyla vahşi bir doğanın içerisinde doğal yaşamlarını sürdürmektedirler.

AFRİKA’DAKİ TÜRKİYE, TÜRKİYE’DEKİ AFRİKA

Türkiye’nin Osmanlı geçmişi nedeniyle Afrika ile özel bağları bulunmakta. Uzun süren bir ayrılıktan sonra Türkiye Afrika’ya geri dönüyor.

Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik ilişkilerine ivme kazandırma girişimi 1998 yılında hazırlanan "Afrika'ya Açılım Eylem Planı" ile başladı,  2005 "Afrika Yılı" ilan edildi. Aynı yıl Türkiye, Afrika Birliği'nde de gözlemci statüsüne geçti. Türkiye, özellikle 2010'ların başında hem yeni ticari pazarlar arayışı hem de diplomatik nüfuzu güçlendirme amacıyla yönünü Afrika kıtasına çevirdi.

Türkiye'nin Afrika'daki ticari potansiyelini geliştirme amacıyla çok sayıda şirket ve ticari kurum da rotasını kıtaya çevirdi. Türkiye'nin 2002'de Afrika'daki büyükelçilik sayısı 12'ydi, bu sayı 2020 itibarıyla 42'ye çıktı.

 
Etiketler: BİLİNMEYEN,, MERAK, DA, EDİLMEYEN, BİR, YER, (AFRİKA), HAKKINDA, BİR, YAZI,
Yorumlar
Haber Yazılımı