Haber
19 Mayıs 2019 - Pazar 11:25
 
Trabzon'un etnik gerçekleri
Türkiye'de son dönemin en güncel siyasi tartışması Trabzon'un etnik temeli üzerinden yapılmakta.Peki Trabzon halkına yapılan Pontus-Rum göndermesi ne kadar doğru tarihsel olaylar ve kaynaklarla konuyu inceleyen sosyal medyada Sakalar İskitler hesabının incelemesini sizler için derledik...
TRABZON Haberi
Trabzon'un etnik gerçekleri

Türkiye'de son dönemin en güncel siyasi tartışması Trabzon'un etnik temeli üzerinden yapılmakta.Peki Trabzon halkına yapılan Pontus-Rum göndermesi ne kadar doğru tarihsel olaylar ve kaynaklarla konuyu inceleyen sosyal medyada Sakalar İskitler hesabının incelemesini sizler için derledik...

Yunanlı tarihçilerin bile, "Pontus(deniz demek) ile hiç bir ilgimiz yoktu" demesine rağmen, Bugün Yunanlıların 19 Mayıs 1919'u Pontus Soykırımı ilan etmesi ne demektir? Veya içimizdeki densizlerin Trabzonlulara, Karadenizlilere Pontuslu, rum, yunan dönmesi demesi ne demektir?

1-Yunanlı tarihçi Yorgos Kardatos bakın ne diyordu? "Yunanlıların Pontus(deniz) ile hiçbir ilgileri yoktu. Yunanlıların Pontus'la ilgileri, Atinalı tüccarların gemilerle gelip, Trabzon bölgesinden çaldıkları inekleri Atina ve Mısıra götürüp satmalarından ibarettir."

2-Alfred Duggan, King of Pontus adlı eserinde bu inek hırsızlığından nezaketen bahsetmez ama Pontus krallarının Yunanlılarla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını da yazmıştır.

3- HERODOT, İran egemenliği altındaki ulusları sayarken, incelediğimiz bölgede Turan kökenli Moşililerin, Tibaren, Makronlu, Mosinekli ve Marlıların yaşadığından bahseder ama Yunanlılardan bahsetmez. Çünkü tarihte bu bölgeye bir Yunan göçü yoktu.

4-Alman Tarihci Jakop Phillipp Falmerayer 19. yüzyılın başlarında Batılı kralların ve sarayların yardımıyla canlandırılmak istenen "Elen Dostluk Akımı" nedeniyle Danimarka'nın Kopenhag Üniversitesi tarafından açılan yarışmaya, maksada pek uygun bir eserle katılır:

5-Trabzon İmparatorluğu Tarihi.' (9) Ödül almak için eserini Elen dostlarına beğendirmek zorunda olan bu tarihçi bile bütün gayretlerine rağmen "Trabzon'un Kafkasya'dan gelen önceleri Şaman, sonradan Ortadoks olan Kıpçak Türkleri tarafından kurulduğunu" gizleyememiştir.

6-Fransız bilim adamı Lebeau (Löba) da, yukarıda zikrettiğimiz kadim Pontus(Deniz) ahalisinin "burayı çok eskiden beri vatan yapmış olan Turanlılar olduğunu " söylüyor.

7-Bizans İmparatoru Teophiros, 9.yy.da ülkenin idari taksimatını yeniden düzenlerken, Trabzon'u eyalet merkezi yaptığı halde, yeni eyalete Helen, Yunan veya Grek dememiştir, bir Turani kavim olduğunu gördüğümüz Haldilere izafeten Haldiya adını vermiştir.(12) (Gümüşhane kök halkı)

8-Yunanlılar, Fenikelilerden az sonra M.Ö. 670 yıllarında İnebolu ve Sinop da bazı ticaret kolonileri(Çiftlik) ve balıkçılık merkezleri kurmuşlarsa da yöreye kalabalık kitleler halinde yerleşmemişlerdir. Sadece bazı şehirlerde ticaret ve hırsızlık maksadıyla bulunmuşlardır.

9-Yunanlılar, Pontus'un tarihinde hırsızlıktan sonra ancak bir cinayet ve ihanetle adlarını duyurabilmişlerdir ki, zaten Kral VI. Mihridat'ın bir Yunanlı olan kraliçe tarafından öldürülmesiyle devletin de sonu gelmişti...

10-Mahmut Goloğlu, bu hain kraliçenin Romalılara yaranmak için Pontus'un ayyıldızlı devlet armasını da kaldırdığını yazıyor. (Pontus'un Ayyıldızlı arması nereden geliyor?... Pontus; Eski Yunanca da Deniz demek, Ve Perslerin kurup, Turani Kıpcakların hakimiyetinde ki krallıktı)

11-Latince sözlüklerde Grek kelimesinin hilekar, dolandırıcı anlamlarına geldiği yazılıdır. Yine ünlü Fransız ansiklopedisi Larousse'un 1930 baskısı, 3.cilt, 867.sayfasında bu hilekar komşunun şöyle tanımlandığını görürsünüz. "Grek: Roue, fripon, escroc, particulierement au yev:Etpulser les grees d'un cerele." Ne demektir bu ? Türk Dil Kurumu'nun Fransızca-Türkçe Büyük Sözlüğüne göre yukarıdaki metnin manası şudur: "Çıkarı için anasını satar. Kurnaz, sinsi, düzenbaz, dümenci, üçkağıtçı, hin oğlu hin, edepsiz, bilhassa oyunda kulüpten kovulan. Böylece çıkarı için anasını satacak kadar tiynetsiz olduğunu öğrendiğimiz bu edepsiz komşuda, hilekarlığın karakter haline geldiği anlaşılıyor. Şöyle ki: Eski çağda Yunanlılar Karadeniz'e Pontus adını vermişler, Zaten " Pontus': Grekçe'de "deniz" demekti. demiştik

12-Yunanlılar tiynetlerine uygun olarak bir el çabukluğuyla kendileriyle hiçbir ilgisi bulunmayan bu devleti kendi devletleri, devletin İranlı kurucusu Mihirdat'ı da Mihirdates yaparak kendi kahramanları ilan ettiler! Medeni Helen uygarlığına bakın! ya da hırsız torunlarına...

13- Karadeniz'in güney sahillerine Pontus, bölge sakinlerine de Pontuslu dediler. Sonra bölgede yaşayan bütün Ortadoks Kıpçak boylarını da Hıristiyan Yunanlı ilan ettiler iyi mi?! Oysa Ortadoks olmadan önce bu boylar Şamanist idi. Anadolu'da ki İskitler örneği de ortadadır.

14-Aynı oyunun Trabzon isminde de oynandığı anlaşılıyor. Hüseyin Hüsamettin Efendi, Amasya Tarihi'nde Trabzon adının Tibaren veya Tibaron kelimelerinden bozma olduğunu yazar. Diyarbakırlı Sait Paşa'nın Miratü'l İbar'da bildirdiğine göre bazı Arap tarihlerinde Trabzon'un adı ise;Trabzon şehrinde çoğunluğu teşkil ettikleri anlaşılan Tibarenler'e izafeten Tibarende, Tibarite, Trabende, Trabzende imlaları ile yazılmıştır. Bazı Arapça eserlerde ise Karadeniz'e Bahr-i Trabezanda yani Trabzon Denizi denmektedir. İdrisi de şehrin adını Atreb Ezun olarak kaydeder.

15-Joachim Lelewel'in Atlası'nda Trabezonda olarak geçen kelimeyi Batılı kartografların Trabezonda, Trebxonda,Trebezonda,Trebisond, Trapezunt,Trabison şeklinde okuduklarını yazmaktadır. Yunanlılar, yine bir el çabukluğu ile bu kelimeyi"Trapezous"haline getirirek Yunanlaştırdı! Yunanlılar, el çabukluğu ile bu kelimeyi " Trapezous" haline getirerek güya Yunanlılaştırı-vermişlerdi ama... Bu Karadeniz sahilinde Yunanlılar tarafından kurulmuş herhangi bir şehir bile yoktur.

16- Friedrich Hrozny, "Ortaasya'dan Kafkasya'nın kıyı kesimine gelen boyların, uygarlık öğreterek buralara yerleştiğinden" bahseder. R.P. Pullant ve Charles Texier de aynı görüştedir. Onlar da "Trabzon'un esas yerli halkının Kıpçak Türkleri olduğunu " yazmışlardı.

17-Fransız seyyah Texier, Architecture Byzantine adlı eserinde, "Trabzon'un milattan yüzyıllarca önce Ortaasya'dan gelen Türk boyları tarafından kurulduğunu" kaydeder.

18-Türklerin M.Ö. 1000 yıllarından itibaren Doğu Karadeniz Bölgesi'ne yerleşmeye başladıkları, artik gerçek bilim insanları tarafından da tespit ve teyid edilmiştir.(10) Bazı tarihçiler de bu tarihi M.Ö. 2000 yıllarından başlatırlar.(11)

19- M.Ö. 23 yılında öldüğü bilinen ünlü coğrafyacı Strabon ve M.Ö. 900 yılında yaşadığı tahmin edilen Homer, İlyada Destanı'nda Truva Savaşları sırasında Doğu Karadeniz Bölgesi'nden şöyle bahsederler;

20-Alizonların[(Alazonların-NS) Xalub - Halup - Chalub/p - Gargar - Gasga - Kaşka - Tibaren; diğer adlarıdır. SB], Truvalıların yardımına gittiğini kaydederler. Herodot ve Ksnefon, Pontus adını dahi kullanmazlar, bölgeden, orada yaşayanların adını zikretmek suretiyle bahsederler.

21-M.S.105 yılında doğan Makedonyalı İskender'in Asya seferini anlatan eserinden başka, bize önemli bir Karadeniz Seyahatnamesi bırakan tarihçi Arrianus'un Doğu Karadeniz halklarıyla ilgili listesinde de Yunanlılar yoktur.(6) SONUÇ: Maalesef ortada büyük bir Yunan gasp'ı var!!!

22-Mehmet Aşıki Menazirü'l-Avalim'de, Şemsettin Sami Kamus'ta, D.bakırlı Sait Paşa Mirat'ül İber'de, Süleyman Hüsnü Tarih-i Alem'de, Hüseyin Hüsamettin Amasya Tarihi'nde, Tibarenlerin,Mosineklerin,Haldilerin, Haliblerin,Makronların; Karadeniz'in eski halkları olduklarını yazar.

23- Lebeau, Ksenefon'un milattan 400 yıl önce Doğu Karadeniz'de karşılaştığı Mosineklerin "tıpkı Doğu Karadeniz'in diğer kadim halkları gibi Turanlı olduğunu " yazmıştır.

24-Hüseyin Hüsamettin Efendi ile Diyarbakırlı Sait Paşa bu "Turanlı" kavramına açıklık getirerek "Mosineklerin Türk olduğunu" yazmışlardı. Ve Yine; H.Hüsamettin Efendi, Doğu Karadeniz'in diğer eski halkları gibi ''Makronların da Türk olduğunu" kaydeder.

25-H.Hüsamettin Efendiye göre bu halka daha sonra "Çan" adı takılmış, oturdukları bölgeye "Çanika" demiştir ki, işte koca bir bölgenin adı olan Canik, bu Çanika kelimesinden bozmadır.(8) Bakın koca Karadeniz"de, Helen/Yunan izi, hırsızlıklarından başka hiç bir yerde bulunamaz.

ARTIK BİLİYORUZ Kİ; Pontus Devletin kurucusunun da, hanedanının da, halkının da, Yunanlılarla herhangi bir ilgisi yoktur. Tarihin hiçbir çağında D. Karadeniz Bölgesi'ne Yunan göçü olmamıştır ki; Helen' in çocukları orada bir devlet kurmuş olsunlar.

26-Soykırımın anlamını bilmeyenler artık bu kelimeyi ağzına almasınlar. Ayrıca Mübadele bir soykırım değildir. (1829'da Yunanistan'da 55 bin Türk öldürülüp yok edilip Yunanistan kurulmuştu. Mora da 1821'lerde aynısı yapıldı! Yine Girit de bir tek Türk bırakmadı Yunanlar!..)

27-MÖ.311 de Perslerin kurduğu Pontus ile, MS.1204 de İstanbul'daki Haçlı katliamından kaçan Komen ve Peçenekler'inin yeniden kurduğu Trabzon Rum devleti de farklıdır. (Bknz: ll.Haçlı seferi)

28- II. Aleksios’un Kıpçaklarla akraba olmasından sonra Trabzon ve çevresindeki Kıpçaklarla ilgili kayıtlar da ortaya çıkmıştır. Komnenoslar içerisindeki Kıpçak unsurunun ulaştığı gücün en üst seviyesi,Komnenoslardaki Kıpçak unsurunun ulaştığı gücün en üst seviyesi bir tarafı Kıpçak olan hanedan mensuplarıdır. II. Aleksios’un oğulları Mikhael’in ikinci ismi Azahutlu (Atakutlu), Georgios’un ise Ahpugas (Ak-Boğa), Anna’nın lakabı Anahutlu (Anakutlu)’dur (Lebeau 1836: 483).35-Bazı tarihçiler bu evliliğin Komnenosların Gürcülerle akraba olmasını sağladığı gibi yanlış bir kanaate ulaşmıştı. (Siharulidze-Manvelişvili vd. 1998: 56). Oysa bu çocukların isimleri Kıpçakların, Komnenos sarayındaki varlığının delilidir. (Zachariadou 1995: 285 vd).

29-Aleksios’un çocukları arasında Trabzon Rum Devleti’nin tarihinde en etkili olan Anna Anahutlu’dur. Babasının ölümünden sonra ortaya çıkan karmaşada tahtı ele geçirerek 1 yıl başta kalmıştır. 1341’de Türkmenlerin Trabzon’a düzenlediği akından sonra baş gösteren bunalımda Anna dedesinin yurduna giderek buradan derlediği bir orduyla iktidarı ele geçirmiştir. Trabzon kaynaklarında Lazika olarak adlandırılan yöre Kıpçak Atabeyliği idi. Kıpçak atabeyliğinin batıdaki sınırı, Rize/Pazar’ın hemen güneydoğusundan başlamaktaydı.

30-Bölgede Anna Komnena’nın kısa sürede askerî yardım alıp iktidarı ele geçirebileceği tek güç Kıpçaklardı. Anna Anakutlu Komnena, yaklaşık 15 ay tahtta kaldı.Bu süre zarfında neler yaşandığına dair kaynaklara yansıyan detaylı bilgi yoktur. Ancak kısa süre sonra gerçekleşecek ilginc olaylar olmuştur. Mikhail’in oğlu Ioannes’i başa geçirmek üzere harekete geçen muhalifler 4 Eylül 1342’de şehre hâkim olmuştu. Ioannes başa geçerken Anna boğdurulmak suretiyle öldürülmüştür. Ona yakın devlet görevlileri de sürgüne gönderilmiştir. (Miller 2007: 31)

31-Vaftiz isimleri Hristiyan, ikinci isimleri de Türk olan bu çocukların yanı sıra Aleksios devrinden itibaren Kıpçak ismi taşıyan ailelerin de varlığı da ortaya çıkmaktadır. 1306 tarihli bir belgede Trabzon’da Kamachenos isimli bir aileden bahsedilir...(Janssens, 1969: 101)

32-Bu isim Kamacı adının bozulmuş halidir(Bilgin 2000: 90). Kaynaklar, Kamacı ailesi Komnenosların tarihinde önemli bir yer tuttuğuyla ilgili kayıtlara sahiptir. Daha Aleksios’un tahta geçmesinin üzerinden on yıl geçmeden Trabzon’un güçlü aileleri arasına girmesi dikkate şayandır.Aleksios’un ölümünden sonra baş gösteren karışıklıklarda bu ailenin ulaştığı konumla ilgili çok önemli bir bilgiler de vardır. 1335’te çıkan bir isyan sırasında Kamacılar, Komnenosların süvari ordusuna komuta etmektedir. (Miller 2007: 27 vd).

33-Kamacı ailesi yanında bazı Kıpçak ismi taşıyan ailelerin de Komnenoslardan sonra da bölgede etkili olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı tahrir defterlerindeki kayıtlara bakılırsa Andronikos Turalis, Nikita Rüstem, Yanis Amiras, Mirali gibi, isimlere sahip bazı kişiler, Trabzon’un geniş mülk sahipleri arasında yer almaktadır. Bunlar Trabzon Rum Devleti zamanında önemli görevlere getirilmiş kişilerdir. (Bilgin,2000: 90 vd).

34-II.Aleksios döneminde Kıpçaklarla kurulan akrabalık bağı III.Manuel (1390-1417) döneminde yinelenmiştir. 1377’de Gürcü kralı V. Bagrat’ın (1360-1395) kızıyla evlenen Manuel’in eşinin annesi Kıpçaktı. asıl adı da Gülhan’dı. (Bryer 1975: 136).46-Trabzon Rum Devleti zamanındaki Kıpçak varlığı ile ilgili kilise kayıtları Doğu Karadeniz tarihini değiştirecek mahiyettedir. Özellikle Of ve Maçka ile alakalı kilise defterleri Komnenoslar döneminde buralara yoğun bir Kıpçak yerleşimi olduğunu gösterir.

35-Of’taki Solaklı ve Büyükdere vadilerinde Osmanlı Devleti zamanındaki nüfusu 10-12.000 haneye ulaşan Hristiyanların Türk kökenli olduğu Rum kaynaklarından anlaşılmaktadır. Büyük bir grup XVII. yüzyılda İslamiyet’i benimsemiştir. (Diğerleri Mübadil) (Nakrakas 2003: 222).

Of’tan batıya doğru ilerlendiğinde Kıpçakların yoğun olarak yaşadığı diğer bir yer olarakta Maçka karşınıza çıkar.Vazelon Manastırı kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla bölgenin hâkimiyeti Osmanlı Devletine intikal ettiği zaman (1461) bile, yöredeki Ortadoks Hristiyanların, Yunan değil büyük kısmı Türkçe isimler taşımaktaydı. (Shukurov 1996: 77 vd). (Bryer 1986: 79 vd).

Daha fazla okuma yapmak isteyenler, yukarıdaki kaynaklarla birlikte lütfen, Prof.Dr.İbrahim Tellioğlu'nun , "Doğu Karadeniz'de TÜRKLER" kitabına başvurabilirler.

Kaynak: (G61) - Güncel61 Editör: Güncel61 Trabzon Haber
Etiketler: Trabzon'un, etnik, gerçekleri,
Yorumlar
Haber Yazılımı