Haber
22 Ocak 2012 - Pazar 17:34
 
Böyle Bir Yazı Okumadınız; BOZTEPEʹDEKİ YABANCI
- Haberi
Böyle Bir Yazı Okumadınız; BOZTEPEʹDEKİ YABANCI

Günün ilk ışıklarıyla şehir uyanmaya başlar. Yeni günün, yeni umutların, yeni beklentilerin olduğu saatler başlar. Önce uzaklardan ezan sesi duyulur. Öyle müthiş bir ezgidir ki o, içinin titrememesi imkansızdır. Bir minarede kesilir ses, diğerinde başlar. Böylece tüm dünyada hiç bitmeksizin ezan okunmuş olur. Gün uyanır, güneş yüzünü gösterir, insanlar günlük telaşa hiç bıkmaksızın yeniden başlar.   Trabzonʹun, o büyülü şehrin, en nadide yerlerinden birinde yaşanır bunlar. Boztepeʹde… Büyük metropol şehirlerindeki tıkış tıkış hayatlar, iç içe geçmiş duygular yoktur burada. İnsanların “Nerede o eski bayramlar” diye hayıflandığı bayramlar yaşanmaya devam eder. İki esnafın Trabzonspor maçı için ladese tutuştuğu insanlar vardır burada. Bakkalın dükkanı açık bırakarak kardeş dükkanları gezdiği yerdir burası. Kaygı yoktur, endişe yoktur, mal çalınır korkusu yoktur. Biraz sinir vardır o kadar. O da samandan alevdir zaten. Sabah silah çekecek hale gelirsin, akşam maçta kol kola girer slogan atarsın. Tanıdığın tanımadığın insan hayran kalır buraya. Dışardan gelen insanların ilk uğrak yeridir. Boztepeʹden Trabzonʹa bakmadan gönderilmez gelenler. Semaverde çayını içmeden gidemez misafirin. Belki sonra iki tavla... Oturur eski günleri yad edersin dostunla, arkadaşınla, hiç tanımadığınla. Karadenizʹe, İstanbulʹdan değil de; göbeğinden bakarsın. Her an bir fıkranın içinde yer alacakmışsın gibi hissedersin. Birisi gelir bir şey söyler ve sen Trabzonʹda olduğunun farkına varırsın. Katıla katıla gülersin. Hiç duymadığın duyguları duyarsın. Sonra bir daha gelmek istersin. Yollarından şikayet edersin belki. İnişi çıkışı bitmeyen, buruşturulup atılmış bir kağıda benzetirsin. Ama gördüklerin sana yeter. Hayran hayran, arkana baka baka gidersin. Aklın kalır. Yatağına yattığında gördüğün manzara gelir gözünün önüne. Özellikle akşamki hali… Işıklar bir yanıp bir söner halde. Göz yanılması olduğunu bildiğin halde inanmak istemezsin. Deniz karanlıkta kendini gizlemiş halde. Akçaabat çok uzakta, ulaşılmaz yerde. Durduğun yer dünyanın merkezi gibidir. Sonra bir açarsın gözünü hiç biri yoktur. E dayanamazsın tabi. Kalkıp gelirsin tekrar. Hiç gitmek istemezsin. Yeşilin öyle tonlarını görürsün ki ressamların tablolarına itîmad etmeyecek hale gelirsin. Yeşille mavinin öpüştüğünü görürsün. Kıskanırsın. Dayanamazsın sende aşkını bağırırsın. Boztepe inler, Trabzon dinler. Sonra bağrına basar seni. Daha önce fark etmediğin ayrıntıları görmeye başlarsın. Mesela şehrin çok büyük olmadığını bilirsin ama insanlarının büyüklüğünü görürsün. Dışardan görüldüğü gibi değildir çoğu şey. “Onlar lazdır” derler. Öyle bilerek gelirsin. Ama öyle olmadığı görürsün. Sonra dayanamaz araştırırsın. Lazın daha çok Artvin, Rize bölgesinde olduğunu öğrenirsin. Doğru bildiğin yanlışlardan utanırsın. Bir çay bahçesine gider oturursun. Denize bakarsın. Denizlerdeki kayık sayısı gemilerden daha fazladır. Çünkü çoğu balık için avdadır. En mutlu insanların o kayıklardaki insanlar oldukları düşüncesine kapılırsın. Kendilerini gökyüzüyle, denizin; ucu bucağı olmayan sonsuzluğun, kucağına bırakmış olduklarını görürsün. Gıpta edersin. Dayanamaz, manzara şiir yazdırır sana.  İrili ufaklı evlere bakarsın. Onları insanlara benzetirsin. Çoğu ev eskidir, küçüktür. Ama kalabalıktır, sıcaktır. Kim bilir yaşları da kaçtır. Mutlaka o evlerden birinde senin de tanıdığın yaşamıştır ama. Hangisi acaba? diye düşünürsün. Bakınırsın şöyle. Koca derya içinde iğne aradığını fark edersin. Gülersin kendi haline. “İnsanı insanla yüzleştirir bu şehir” dersin. Seni sana öğretir. Sana ayna tutar. Çünkü şehrin kendisi “insan” gibidir. Sonra karşı masaya iki sevgili gelir. İkisinin de üzerinde Trabzonspor forması vardır. Garsondan koca semaver isterler. Dumanı tüte tüte gelir. Bi bakarsın iki kişi koca semaveri içmiş. Kol kola denizi izliyorlar. Gidersin o iki sevgiliye sorarsın. “Trabzon ?” dersin. “Anne” derler. “ Peki, Boztepe ?” dersin. “Yavrusu” derler. Bu şehrin seni şaşırtmayacağına dair kendi kendine söz vermişken dayanamazsın. Şaşırırsın. Gider oturursun yerine. Dayanamaz semaverde çay söylersin. Zaman geçer, ama sen hissetmezsin. Güneş vardır. Ama aldatıcıdır. Birden soğuk işler içine. Sonra iri iri damlalar…Boztepeʹden Trabzonʹun ağladığını duyarsın. Topraktan gelen, çimenleri kapsayan ve senin burnuna kadar gelen o güzel koku sarar seni. Nazım Hikmetʹin memleket hasretindeki gibi yoğundur o koku. Trabzon kokarsın sende o an. Fırtına şiddetlice eser. Ayakların bir iki adım geriye kayar. Tutunursun demirlere. Yağmur yanaklarını öpüyor mu dövüyor mu anlayamazsın. İşte o zaman şükredersin bu güne ve bu şehre. Dedik ya. Hiç tatmadığın duyguları tadarsın. Kısırlaşmış ve kısıtlanmış duyguların dışına çıkarsın. Orhan Veliʹnin İstanbulʹuna inat Trabzon dersin. Bu duygularla yoğrulurken güneş batıverir. Tek başına olduğuna isyan edersin o an. Kart postalların içinde yer alan hiç bilinmeyen, gölgedeki o insan oluverirsin.  Sonra sıyrılırsın o duygulardan kendine gelirsin. Şemsiyeler uçmuştur. Garsonlar telaş içindedir. Oturduğun sandalye ıslanmıştır. Karşı masadaki iki sevgilide çoktan gitmiştir. Arka fonu kırmızı, üzeri beyaz yazılı dolmuşlar geçer yanından. Korna çalar. Binmeni ister. İstemezsin. Ayaklarının yerden kesilmesine bir kez daha izin vermezsin. Yükseklerdeki villalara , büyük büyük apartmanlara bakarsın. Buranın da değişeceği korkusuyla gidersin. İçin acır.   Özgürce kendini bayırdan aşağıya bırakırsın. Kafanda türlü düşünceler vardır. Zamanın ve hayatın şartları yorar beynini. Boztepeʹnin dar sokaklarından geçersin. Parke taşlarını iyice ezersin ayağının altında. Kaç yer kalmıştır ki böyle.  Beynin bu düşüncelere gebeyken şehir uyumaya başlar. O geceye ait son ezan sesini duyarsın. Tek tük ışıklar söner. Sokaklarınki hariç. “Kim bilir yollarda olan, buraya gelmekte olan, bu şehre kendini bırakan kaç insan daha vardır” dersin. Sen gidersin. Başkaları gelir ve Trabzon sana güle güle derken oʹna hoş geldin der. Kucağını açar. Bu şehirle ilgili düşünceler bir başkasında, bir başka şekilde yaşamaya devam eder. Böylece Boztepeʹden Trabzon var olmaya hep devam eder.
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: Böyle, Bir, Yazı, Okumadınız;, BOZTEPEʹDEKİ, YABANCI,
Yorumlar
Haber Yazılımı