CIVA İÇEREN GIDALAR MI TÜKETİYORUZ ?


22 Ağustos 2016 Pazartesi 14:28

Doğada en çok bulunan organik cıva bileşiği metil-cıva olup, yağda depolanan bir nörotoksindir. Köpek balığı, ton balığı, kılıç balığı gibi bazı büyük ve yağlı balıklar cıva içerebilen balıklardır. Bu balıkları yiyen kuşlar ve memeliler metil-cıvaya maruz kalabilir. Bu demek değildir ki bütün balıklarda metil-cıva vardır. Kontamine bölgelerden tutulan balıklarda olması olasıdır. Denizlerdeki ve tatlı sulardaki cıvanın atışı, suda yaşayan canlıları etkilemesi ve insanlar için tehlikesini oluşturan gene insanlar oluyor.

ABD’deki Woods Hole Oşinografi Enstitüsü ve Wright Devlet Üniversitesinden, Fransa’daki Midi-Pyrenees Gözlemevi’nden ve Hollanda Deniz Araştırmaları Kraliyet Enstitüsü’nden araştırmacıların oluşturduğu bir grubun Nature’a yayımladığı bir çalışma, okyanuslardaki insan etkinliklerinden kaynaklanan cıva miktarının ilk kez doğrudan hesaplanması ile ilgi önemli bilgiler sunuyor. Elde edilen sayısal sonuçlar daha önce kullanılan modellerle kabaca uyumluluk gösterdi, yani okyanuslar 60.000 ila 80.000 ton arasında insan etkinliği kaynaklı cıva içeriyor. Ayrıca 100 metreden daha sığ okyanus sularında cıva derişiminin Endüstri Devrimi’nden bu yana 3,4 kat arttığı ve okyanuslarda Endüstri Devrimi öncesine göre cıva miktarının genel olarak %10 arttığı görülüyor.

Indiana’daki Purdue Üniversitesi’nin yaptığı araştırmada gıda zehirlenmesi uzmanı Charles Santerre 250 adet somon, ton balığı ve uskumru konservesini incelemiş. Santerre araştırmayla ilgili; inceledikleri balıklarda cıva düzeyinin çok düşük olduğunu gördüklerini bu yüzden bebek bekleyen ve çocuk emziren kadınlarla küçük çocukların bu balıktan yemesini tavsiye ettiğini söylüyor.

Dr. Vural Yiğit ve Dr. Nezih Müftügil’in İzmir Körfezi ve Karadeniz yaptığı çalışmada;  İzmit Körfezinde oldukça yaygın  bir cıva kirlenmesi olduğunu gözlemlemişler. Körfez kıyısındaki tesislerde önlem alınmaması halinde bölgedeki cıva konsantrasyonu artacak, buna bağlı olarak da balık sayısının azalması yanında bunlarla beslenen insan ve hayvanlarda sağlık sorunları çıkacağını belirtmişlerdir. Karadenizde araştırdıkları bazı büyük balıklarda yaşadıkları bölgelerde cıva kirliliğinin çok az olduğunu saptamışlardır.

Trakya Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada; Çanakkale bölgesindeki bir fabrikaya İspanya’dan ithal edilen 50 adet ton balığının ağır metal özellikleri araştırılmış. Elde ettikleri verilerden  bütün ağır metal düzeyleri limit altında saptanmış sadece 1 örnekte cıva limit değerinin biraz üzerinde çıktığını belirlemişler. Bu  nedenlerden dolayı, limit değeri aşan 1 örnek üretimde kullanılmaması gerektiğini vurgulamışlar. Buda Türkiye’de tüketilen ton balıklarının risk düzeyinin düşük olduğunu bize göstermektedir.

Türkiye’deki duruma özetle bakarsak son yıllarda büyük bir artışla orkinos ihracatı yapılmakta. Yetiştirdiğimiz orkinoslar bu kadar güvenilir olmasaydı bu konuda aşırı hassas davranan Japonlar gemilerini yollayıp işleme için canlı olarak satın almazlardı. Batıya baktığımızda AB standartları ne kadar zorlu da olsa her geçen gün bizden daha çok balık talep ediyor olmazlar.

Cıvayı sadece balıktan mı alıyoruz?

Türkiye’de uygulanmakta olan aşı programına göre altıncı  aya  kadar  çocuklar  iki  doz  hepatit  B  aşısı  ve  üç dozda tam hücreli boğmaca aşısı içeren difteri, boğmaca, tetanoz, karma aşısı olmaktadır. Her iki çoklu doz aşıda da %0.01’lik thiomersal vardır ve içerdiği etil-cıva  miktarı  doz  başına  25  μg’dır.  Buna  göre  rutin  aşı programını tamamlamış olan altı aylık bir bebeğin aşıyla almış olduğu toplam etil-cıva miktarı 125 μg olarak hesaplanabilir. İngiltere ve İsveç’te bu miktar 75 μg, Danimarka’da 125 μg, ABD’de ise 237’5 μg’dır. Buna göre ülkemizdeki çocukların aşı yoluyla aldığı cıva miktarı EPA güvenlik sınırının üzerinde, ancak WHO’nun güvenlik sınırlarının içerisinde kalmaktadır.

FDA, doğurganlık çağındaki kadınların ve çocukların kılıç balığından, köpek balığı etinden, uskumrudan tamamen sakınmalarını; yengeç ve tuna balığını ise kısıtlı tüketmelerini önermektedir. Bunun yanı sıra anne ve bebeklerinin beslenmesi üzerine, Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışmada, balık yemenin besinsel faydalarının, metil-cıvanın olası dezavantajlarına göre ağır bastığı vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, haftada bir balık tüketen annelerin bebeklerinde kavrama yeteneğinde artış saptanmıştır.

Cıva; termometre, barometre, difüzyon pompalarının ve daha birçok laboratuvar gerecinin yapımında kullanılır. Cıva floresan ve reklam ışıklandırmalarının, cıvalı şalterlerin, amalgam diş dolgularında boyaların, böcek öldürücü zirai tarım ilaçlarının ve pillerin yapısında da cıva bulunur.

Cıva; deri, akciğer ve sindirim sisteminden emilebilen bir maddedir. Cıvanın toksik etkilere en duyarlı vücut bölümü merkezi sinir sistemidir. Beyin işlevlerinin bozulması sonucunda huzursuzluk, içe kapanıklık, görme ve işitmede azalma ve hafıza kaybı ortaya çıkabilmektedir. Yüksek düzeyde cıva etkileşiminde zeka geriliği, beyin felci, havaleler ve ölümle sonuçlanan bir süreç söz konusudur. Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre; metil-cıvanın yarı ömrü 40–50 gündür. Cıva Avrupa Birliği Kimyasallar REACH Tüzüğünün kısıtlamalarla ilgili Ek-17’sinde de yer almaktadır. Metil-cıva  etkileşimi  ile  ilgili  güvenlik  sınırları  ABD Çevre  Koruma  Ajansı  (EPA)  tarafından  0.1  μg/kg  vücut  ağırlığı/gün,  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ise 0.47 μg/kg vücut ağırlığı/gün  olarak  belirlenmiştir . Metal- cıva buharının acil yaşam tehdidi oluşturan miktarı 10 mg/m3’tür.

Balık  sağlıklı  beslenmek  için  vazgeçilmez  bir  besin kaynağıdır.  Balıktan  gelebilecek  riskleri  azaltmak için denizler  ve tatlı suların kirletilmesi önlenmelidir. Çağımızda endüstrinin  hızla  gelişmesi  ve  yaşam  standartlarının yükselmesine  paralel  olarak,  ağır  metallerin  kullanım alanları  da  giderek  artmaktadır.  Bu  artışta  tarımsal mücadelenin de önemli payı vardır. Zirai ilaçlar, topraktan emilerek denizler  ve tatlı sulara cıva karışması sebeplerinden sadece biridir.  Haftada 3 kez balık tüketiliyorsa farklı tür balıklar tercih edilmeli, küçük balıklarla beslenen büyük balıklar ile dip balıkları ağır metal içerebilme ihtimallerinden ötürü gebelik döneminde tüketiminden kaçınılmalıdır. Konserve gıdalarda, ağır metallerin konserveden bulaştığı düşüncesi günümüz için yanlış bir tanımdır. Teneke konservelerin ham maddesi alüminyumdur. Alüminyum konservelerde zaman içinde paketin içindeki yiyeceklere sızıntı yapması için darbe almış, ezilmiş ve ya iç plastik astarının deforme olması gerekmekte. Bu iç plastik BPA’dan üretilir ve alüminyumun gıdayla olan temasını engeller. BPA’nın da günümüze zararlı etkileri olduğu bilinmektedir. Bu sebeple konserve gıda tüketirken  tüketici daha dikkatli olmalıdır.

Su Ürünleri Müh. Müge ŞENSÖZ




Loading...
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
sanalbasin.com üyesidir