Ana Sayfa Trabzon Haber Gıda Terörü Nasıl Biter?

Gıda Terörü Nasıl Biter?

Türkiye'de son dönemde gıda maddelerinde yapılan sahteciliklerde büyük bir artış var. Yapılan araştırma sonuçları Türkiye’de bir “gıda terörü” olduğunu gösteriyor dedi. Gıdadaki sahteciliğin önüne geçmek için denetimin şart olduğunu vurgulayan Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Cemil PEHLEVAN, şunları söyledi:

Giriş Tarihi: 13 Haziran 2017 Salı 14:40
Gıda Terörü Nasıl Biter?

Türkiye'de son dönemde gıda maddelerinde yapılan sahteciliklerde büyük bir artış var. Yapılan araştırma sonuçları Türkiye’de bir “gıda terörü” olduğunu gösteriyor dedi. Gıdadaki sahteciliğin önüne geçmek için denetimin şart olduğunu vurgulayan Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Cemil PEHLEVAN, şunları söyledi:

“Maalesef Türkiye'de yeterli bir denetim uygulandığını söyleyebilmek mümkün değil. Türkiye'de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 40 bin gıda üreten işletme bulunmaktadır. Bunu gıda ürünlerini üreten, dağıtan ve satan kayıtlı ve kayıt dışı olarak ele aldığımız zaman bu rakam yaklaşık 500 bin işyeri olmaktadır. Buna rağmen bugün itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde 4 bin 600 gıda denetçisi, 1100 gıda mühendisi çalışmaktadır. Toplam 5 bin 700 denetim unsuru ile 500 bin işyerinin sağlıklı bir biçimde denetlenemeyeceği ve bu sayının acil olarak artırılması gerektiği açıktır.               

 

Bedensel, ruhsal ve zihinsel iyi olma halidir SAĞLIK. Yaşamda dinç kalabilmenin ilk şartı bu üç temel unsurda saklıdır. Yaşam insanoğlunu sosyal, iş ve özel hayattaki türlü aşamalarıyla ve yılların evrimiyle bu alanlarda sınar.

Bedensel sağlıkta iyi olma halinde en popüler sorumlu; BESLENME olarak görülüyor, aslında.

 

Her canlı yaşam faaliyetlerini sürdürdüğü sürece beslenmeye muhtaçtır. Gıda, tüketilecek bir ürün değil yaşamsal bir gereksinimdir ve temel sağlık unsurlarını içermesi birincil zorunluluktur. Beklenen; karbonhidrat, protein, vitamin ve mineralleri içererek bedenimize uygun değer düzeyde fayda sağlaması ve hiçbir nedenle zarar oluşturmamasıdır. Ancak bu haliyle besin, adını hak edebilir. Zarar oluşturabilecek tüm riskler biyolojik (bakteri, fungus, virüs, parazit, mikotoksin ve GDO), fiziksel (cam, metal, plastik, taş, yabancı madde, radyasyon) ve kimyasal (pestisitler, veteriner ilaçları, hormonlar, endüstri ve çevre kontaminasyonu, gıda katkı maddeleri) tehlikeler başlıkları altında toplanır, bunlara karşı alınacak tüm önlemlere “gıda güvenliği “denir. Belirlenen önlemlere rağmen; bulaşıcı bir hastalık gibi sistemin tüm rol alıcılarına sirayet eden pratikteki uygulama hataları ya da daha keskin bir ifade ile yapılabilirliği kolaylaştıran, kazancı arttıran uygunsuzlukların her daim gerçekleşiyor olması ise perdelenen tehlikelerin sebepleri olarak karşımıza çıkar. Bazen de gıda terörü diyebileceğimiz hileler tehlikelerin seviyesini arttırır. Tüketici kandırılma ve sağlığını yitirme tehdidi ile karşılaşır. 

Konunun genişliğinden ve her ürünü aynı sınıfa koyamayacağımızdan gıda terörü ile ilgili bir gruplandırma yapmak faydalı olacaktır.

1-İnsan sağlığına doğrudan zarar veren gıdalar: İçinde kansere neden olduğu kesin şekilde bilinen maddeleri barındıran gıdalar. Son yıllarda Çin’de patlak veren bebek mamaları, pirinçler, radyasyonlu tarım ürünleri, bir ara ölüm furyalarının yaşandığı sahte içecekler ,vb.

2-Tarımsal terör: Tarım ürünlerinde nicelik ve nitelik olarak artış sağlamak amacıyla kullanılan hormonlar, ilaçlar (sağlık bozucu, kanserojen), hayvansal ürünlerde artış sağlamak amacıyla hormon verilmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta vb gıdalar buraya dahil edilebilir.  

3-İçinde bulunmaması gereken madde barındıran gıdalar: Domuz eti/yağı, sığır eti diye satılan farklı hayvan etleri, sucuk, vb. mamullerdeki sahtekârlıklar (içeriğinde belirtilenden farklı hayvan eti, sakatat, hayvanların insanlar tarafından kullanılmayan parçaları, vb). Bu gruba dahil ettiklerimiz gıda olarak alındıklarında ölüme neden olmuyor belki ancak uzun

 

vadede sağlık bozucu ve insanların tercihlerine aykırı harekete ek olarak, beyan edilenden farklı içerik nedeniyle sahtekarlık suçundan dolayı gıda terörüne dahil edilebilirler.

4-Yapılışı ve içeriğindeki maddeler yönüyle zararlı olduğu iddia edilen ve bu yönleriyle bilimsel araştırmalara konu olan hazır gıdalar: Bunlar yüksek kalori ve şeker barındırmalarına ek olarak, parasal nedenlerle hemen hemen hepsinde kullanılan tatlandırıcılar, bozulmayı önleyiciler, kıvam vericiler, boyalar, vb. ile metabolizmayı altüst eden gıdalardır. Daha önce kullandığımız ‘sonradan olma’ gıdalar bunlardır.

Bu gruplara şöyle bir göz attığımızda aralarında en masum olanının 4. grup olduğunu görüyoruz/sanıyoruz, ancak aslında en tehlikelisi bu grup. Çünkü yüzümüze gülerken kuyumuzu kazıyor bunlar. Bizi yavaş yavaş hasta edip yavaş yavaş öldürüyorlar. Tüm bunları insanları kendi arkalarından koşturarak yapıyorlar. Bağımlıları çok insanlar arasında. Reklamlarla kullanımları teşvik ediliyor ve gayet yasallar. Devletler ekonomik kaygılarla üretimlerini engelleyemiyor/ engellemiyor, tüketimleri teşvik ediliyor.

Dünyada sadece silahlı terör yok; terörün en büyüğü GIDA TERÖRÜ, sinsi sinsi hayatımıza girdi bizleri esir aldı.

 

En son Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gıdalarda taklit ve tağşiş yapan 229 firmayı açıkladı. Sonuçtan tüketicinin haberdar oluncaya kadar ürün piyasada tüketiliyor.

 

Ayrıca biline firmaların yanında merdiven altı üretim ülkemizde hat safhaya ulaşmış durumda. Gelecek nesillerimizi birazcık olsun düşünüyorsak merdiven altı üretimi hep birlikte ortadan kaldırmalıyız.

 

Bakanlık tarafından atılan olumlu adımlara, yeni yasal düzenlemelere, artırılan cezalara rağmen, gıda teröristlerinin taklit ve tağşişe başvurmaktan vazgeçmedikleri ortada! Hileye başvuran firmalar, daha fazla kazanç sağlamak adına tüketiciyi kandırmaktan, halkın sağlığı ile oynamaktan, gelecek nesillerimizi tehlikeye atmaktan çekinmemektedirler. Yaşanan bu sıkıntıların önüne geçmek elbette kolay bir süreç değildir. Sektörden etkilenen biz tüketiciler konu üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor. Sektöriçeresindeki sıkıntıları bizatihi kontrolümüze almalıyız. Bu Önerilerimizi şu şekilde sıralayabiliriz;

-Cezalar ne kadar artırılsa da caydırıcı olmayabiliyor, çünkü işletme yaptığı hile ile yediği cezadan çok fazlasında kar elde edebiliyor bu nedenle taklit ve tağşişe ısrarla başvuran işletmelere faaliyetlerini durdurma gibi cezalar verilmelidir.

-Bakanlık tarafından yapılan resmi denetimlerin artırılması ve denetimlerin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir.

- Gıda işletmelerinde iç denetim görevini yerine getiren mühendisler, uygulamadaki eksiklikler nedeniyle bağımsız ve etkin bir denetim mekanizması kuramamaktadır, Çözüm olarak mühendislerin yetkileri artırılmalı ve maddi açıdan işverenden bağımsız bir yapıya kavuşturulmalı ve bu şekilde daha bağımsız ve daha etkin bir çalışma alanı sağlanmalıdır.

- Gıda sektörünün büyük çoğunluğunu oluşturan küçük işletmeler iç denetimi sağlayacak olan  mühendis bulundurma zorunluluğundan muaf durumdalar, bu durum gıda terörüne zemin hazırlamaktadır, küçük işletmeler uygulanan resmi denetimlerin yanında iç denetim mekanizmasına dahil edilmeli, kapasitesine göre bir ya da birkaç işletmenin bir  mühendis kontrolünde olacağı bir sistem kurulmalıdır.

- Sektörde bunca sıkıntı yaşanırken, gıda alanında 4 yıllık uzmanlık eğitimi alan gıda mühendisleri ciddi anlamda işsizlik problemi yaşamaktadırlar, gıda mühendisleri sürece daha fazla dahil edilerek kamuda daha fazla görevlendirilmesi, resmi denetimlerin gıda mühendisleri eliyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 

 

Burada dikkat çekmek istediğimiz başka bir husus ise, yaşanan bu taklit ve tağşiş hadiselerinin temelinde üreticilerin gıda güvenliği bilincine sahip olmayışı. Gıda; üretiminden tüketimine her aşaması hassasiyet gerektiren, her aşamasında kontrol altında olması gereken, belli bir bilinçle hareket edilmesi gereken bir konu. Dolayısıyla gıda güvenliğinin ne olduğunu bilmeyen, gıda güvenliği bilincine sahip olmayan bir üreticinin daha fazla kazanç sağlamak maksadıyla türlü yöntemlere başvurması, bilinçsiz üretici için gayet normal bir durum. Okullarda gıda güvenliği dersi okutulmasına yönelik projenin hayata geçirilmesi ile toplumun tüm katmanında gıda güvenliği bilincinin oluşmasının sağlaması, yaşanan bu sorunların minimize olması adına önemli bir adım olacaktır.

 

Bunun çözümü için gerek görsel gerekse yazılı medya mutlaka kullanılarak tüketici bilgilendirilmeli, kamu kuruluşları ve yerel yönetimlerle işbirliği yaparak denetimi sadece zabıta veya kolluk kuvvetlerine bırakmadan eğitimle halledilebileceğini düşünüyorum. Çünkü her işyerine zabıta koyamazsınız, her insanın başına polis dikemezsiniz ama Eğitim’le vicdan ve akıl’a seslenerek bu işin çözülebileceğini düşünüyorum… Sadece bütün bunlarda yetmez. Vergi oranları yüksek, onlar indirilmeli, KDV yüksek indirilmeli, elektrik ve SSK primlerini Devlet desteklemeli. Bunların hepsi doğru yüksek ve indirilmesi gerekiyor ama önce MERDİVEN ALTI üretimin zararlı olduğunu halka siz bir anlatın ondan sonra halk size müteşekkir kalsın.

‘Vatandaş uyanık olsun’

 

Hileli gıdaların yaygın bir şekilde piyasada bulunması nedeniyle vatandaşın alışveriş yaparken bilinçli davranmasının daha büyük önem kazandığını kaydeden Pehlevan, tüketicilere şu önerilerde bulundu:

 

“Açık ortamlarda satılan ürünler satın alınmamalı. Paketlenmiş ürünlerde bilinen markalara ağırlık verilmeli. Rastgele yerler yerine, güvenilir satış noktalarından alışveriş yapılmalı. Satın alınan ürünlerin ambalajında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın üretim izninin bulunup bulunmadığına dikkat edilmeli. Ürünlerin son kullanım tarihlerine ve içeriğine özellikle dikkat edilmeli.”

 

Tüketici sahipsiz değil

 

Tüketicilerin alışveriş yaparken bu hususlara dikkat etmelerinin hem kendilerinin, hem de ailelerinin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden PEHLEVAN, şunları söyledi:

 

“Tüketiciler, şüphelendikleri konularda bilgi almak, şikâyet etmek ya da ihbarda bulunmak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kurduğu ‘174 Alo Gıda’ hattını Türkiye’nin her yerinden telefonla arayabilirler. Ayrıca alo174@tarim.gov.tr adresine e-mail gönderebilirler. Öte yandan Türkiye Tüketici derneklerine Ziraat Mühendisleri Odasına ve bu konuda çalışma yapan Sivil Toplum Örgütlerine başvurmaları halinde biz de kendilerine, yasal yollardan haklarını aramaları için yardımcı oluyoruz.

 

 

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Dolmuşa zam geldi

Dolmuşa zam geldi

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
sanalbasin.com üyesidir